Connect with us

Küresel Pazarlar

Makine ihracatı 8 ayda 18,8 milyar dolar: ABD’ye ihracat yüzde 29,4 arttı

Türk makine ihracatı ocak-ağustosta 18,8 milyar dolar oldu; ABD’ye ihracat yüzde 29,4 arttı. MAİB, Makine Sanayi Strateji Başkanlığı kurulmasını önerdi.

Yayın Tarihi:

-

Makine İhracatçıları Birliği

Türk makine imalatçılarının ihracatı ocak-ağustos döneminde serbest bölgeler dahil 18,8 milyar dolara ulaştı. Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) verilerine göre miktar bazında %6,8 gerileme yaşanırken birim fiyatlardaki artış sayesinde değer bazında %1 büyüme sağlandı; ABD’ye ihracat %29,4 arttı.

Pazarlarda tablo

  • Almanya: %7,8 artışla 2,2 milyar doları aşarak en büyük pazar oldu.
  • ABD: %29,4 artışla 1,6 milyar dolar ile ikinci sırada.
  • Mısır, Hollanda, Ukrayna, Kazakistan: çift haneli büyüme.
  • Irak ve Rusya: %30’un üzerinde daralma.

Maliyet baskısı ve Çin rekabeti

MAİB Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, Orta Doğu’daki çatışmaların petrol fiyatlarını 100 doların üzerine taşımasının üretim üzerindeki maliyet baskısını kalıcı bir yüke dönüştürdüğünü, ana pazar Almanya’da otomotiv gibi geleneksel sanayi kollarının üretiminin daraldığını belirtti. Yılmaz, Çin’in ihracatını %25 artırarak küresel rekabeti asimetrik bir boyuta taşıdığına dikkat çekti.

Yılmaz, savunma sanayiinde başarıyla uygulanan uzun vadeli sipariş ve talep oluşturma modelinin raylı sistemler, enerji ekipmanları ve sağlık teknolojileri gibi stratejik makine kollarını kapsayacak şekilde genişletilmesinin sektörde önemli bir kapasite sıçraması yaratacağını söyledi. İhracat teşviklerinde ise net kâr yerine faaliyet kârı ile net katma değerin, ithalat bağımlılığı ve net döviz getirisinin esas alınmasını önerdi.

Makine Sanayi Strateji Başkanlığı önerisi

Yılmaz, “Makine sektörü, imalat sanayiinin tamamı üzerinde eşsiz bir kaldıraç etkisine sahip temel bir üretim disiplinidir. Kamu kurumlarımızın mevcut birikimini Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın vizyonunda, tek bir merkezde birleştirecek bir ‘Makine Sanayi Strateji Başkanlığı’ oluşturulmasını gereklilik olarak görüyoruz” dedi.

Aylık makine ihracatı (Kaynak: MAİB)
Aylık makine ihracatı (Kaynak: MAİB)

Kaynaklar

Makine İhracatçıları Birliği basın bülteni, 22 Eylül 2026.

Görsel: Makine İhracatçıları Birliği / basın bülteni

Devamını Oku
Click to comment

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Dijital Üretim

PTC Schneider Electric’e geçiyor: CAD ve PLM, fabrika otomasyonuyla aynı çatıda

Schneider Electric, Creo ve Windchill’in sahibi PTC’yi 23,7 milyar dolara satın alıyor. Interact Analysis, anlaşmanın makine üreticilerine etkisini değerlendirdi.

Yayın Tarihi:

-

Yazar:

PTC Creo CAD yazılımında modellenen helikopter tasarımı

Creo CAD ve Windchill PLM yazılımlarının sahibi PTC, borç dahil 23,7 milyar dolarlık bir anlaşmayla Schneider Electric bünyesine geçiyor. Pazar araştırma şirketi Interact Analysis, satın almanın makine ve ekipman üreticilerinin ürün tasarımı ile fabrika otomasyonunu tek bir yazılım ekosisteminde birleştirme eğilimini hızlandırabileceğini değerlendiriyor.

Schneider Electric’in 5 Ekim’de duyurduğu tamamı nakit teklif, hisse başına 205 dolar ve PTC’nin son kapanış fiyatına göre yüzde 42,3 prim içeriyor. Interact Analysis Kıdemli Analisti Matthieu Kulezak’a göre PTC, Schneider’e fabrika operasyonları ve enerji yönetiminin ötesine geçerek üreticilerin ürünlerini tasarlarken aldığı kararlara uzanan bir kısa yol sağlıyor.

Tasarımdan servise PTC portföyü

PTC’nin gücü, üreticilerin karmaşık ürünleri tasarlamasına ve ürün verisini yaşam döngüsü boyunca yönetmesine dayanıyor. Portföyün merkezinde Creo CAD ve Windchill PLM yer alıyor; Onshape, Codebeamer ve ServiceMax da şirketin çözümleri arasında. PTC tasarım yazılımında Autodesk ile, mühendislik ve ürün yaşam döngüsü yönetiminde ise Dassault Systèmes ve Siemens ile rekabet ediyor.

Şirket, Mart 2026’da ThingWorx ve Kepware’i TPG’ye satarak odağını ürün mühendisliği ve yaşam döngüsü yönetimine daralttı. Schneider ise Telvent, Invensys, AVEVA, RIB, ETAP ve OSIsoft satın almalarıyla oluşturduğu endüstriyel yazılım portföyünü, açıklanan Cognite ve PTC satın almalarıyla endüstriyel yapay zekâ ve ürün mühendisliğine genişletiyor.

PTC'nin elden çıkardığı işler ile Schneider Electric'in endüstriyel yazılım satın almalarını gösteren zaman çizelgesi
PTC elden çıkarmalarla odaklanırken Schneider Electric endüstriyel yazılım portföyünü satın almalarla genişletiyor. Görsel: Interact Analysis

Makine üreticileri için öne çıkan başlıklar

Interact Analysis’in sıraladığı açık sorulardan üçü doğrudan ekipman üreticilerini ilgilendiriyor:

  • Satış sonrası hizmetler: ServiceMax, ürün konfigürasyonu, servis geçmişi ve operasyon verilerini birleştirerek bakım sözleşmeleri, yedek parça ve ekipman yükseltmeleri satışına destek olabilir. Analize göre bu alan, daha karmaşık dijital ikiz vizyonundan önce somut getiri sağlayabilir.
  • Ürün içindeki yazılım: Codebeamer; gereksinim, test ve izlenebilirlik yetenekleriyle yazılım geliştirmeyi donanım mühendisliğiyle, güvenlik açısından kritik uygulamalar dahil, eşgüdümlemeye yardımcı oluyor. Volkswagen’in Codebeamer kullanımı bu fırsata örnek gösteriliyor.
  • Yeni nesil mühendislik ekipleri: Bulut tabanlı Onshape CAD, tarayıcı üzerinden iş birliği ve yerleşik veri yönetimiyle robotik ve makine imalatı alanındaki yeni şirketlere giriş noktası olabilir. Interact Analysis’e göre uzun vadeli fırsat, bu müşterilerin mühendislik ihtiyaçları büyüdükçe otomasyon ekipmanı seçimine de eşlik etmek.

Otomasyon tedarikçileri arasında yeni ayrışma

Analize göre anlaşma, Rockwell Automation ve Yokogawa gibi ABD ve Japon otomasyon tedarikçileri üzerindeki rekabet baskısını artırıyor. Emerson, AspenTech satın alımıyla proses endüstrilerinde güçlü bir yazılım konumuna sahip olsa da CAD ve PLM’de aynı genişlikte değil. Interact Analysis, ortaya çıkan ayrımın mühendislikten operasyona uzanan geniş portföylere sahip tedarikçilerle yazılımı belirli endüstriyel alanlarda yoğunlaşanlar arasında olduğunu belirtiyor.

Siemens ise ileri simülasyon ve çoklu fizik analizindeki üstünlüğüyle belirgin önceliğini koruyor. Siemens Digital Industries 2025 mali yılında yaklaşık 17,8 milyar avro gelir elde ederken, Schneider Endüstriyel Otomasyon ile PTC’nin toplam geliri yaklaşık 9 milyar avro; her iki rakam da donanım ve hizmetleri kapsıyor. PTC’nin bünyesindeki Ansys araçları, Schneider’e Siemens’teki kadar geniş bir özgün simülasyon yazılımı sağlamıyor.

Kaynaklar

  • Interact Analysis, “Schneider Electric’s PTC deal: A new challenger to Siemens”, 5 Ekim 2026 (interact-analysis.prezly.com)
  • Basın iletişimi: Golden Brain

Görseller: PTC, Interact Analysis

Devamını Oku

Endüstriyel Ekipmanlar

Jeneratör üreticileri büyük güç sınıfına odaklanıyor: Küresel pazar ikinci çeyrekte 7,1 milyar dolara çıktı

Küresel dizel jeneratör pazarı 2026’nın ikinci çeyreğinde yüzde 21 büyüyerek 7,1 milyar dolara ulaştı; büyümeyi 750 kVA üzeri ürünler sürükledi. JENDER, Türk üreticilerinin yüksek güç sınıfında kapasite, Ar-Ge ve yerlileşme yatırımlarını büyütmesi gerektiğini vurguluyor.

Yayın Tarihi:

-

Yazar:

JENDER Yönetim Kurulu Başkanı Burak Başeğmezler

Veri merkezleri ve kritik altyapı yatırımlarının hızlandırdığı talep, jeneratör üreticilerinin ürün gamını büyük güç sınıfına kaydırıyor. Jeneratör Sanayicileri ve Güç Sistemleri Derneği’nin (JENDER) PowerGen Statistics ve TÜİK verilerine dayanan değerlendirmesine göre küresel dizel jeneratör pazarı 2026’nın ikinci çeyreğinde yıllık yüzde 21 büyüyerek 7,1 milyar dolarla çeyreklik rekor kırdı. Türk üreticiler ise aynı dönemde yüksek güçlü setlerde ihracatını belirgin biçimde artırdı.

Büyüme 2.000 kVA üzerinde yoğunlaşıyor

PowerGen Statistics verilerine göre pazar, 2025’in aynı çeyreğindeki 5,87 milyar dolardan 7,09 milyar dolara yükseldi. Artışın ağırlığı büyük güç sınıfında: 2.001 kVA üzerindeki setlerde satışlar yüzde 49, 751–2.000 kVA aralığında yüzde 21 arttı. Ticari ve endüstriyel gaz jeneratörleri pazarı da yüzde 35 büyüyerek 2 milyar dolara ulaştı.

Bölgesel tabloda en hızlı büyüme Doğu Avrupa (yüzde 47), Güneydoğu Asya ve Okyanusya (yüzde 46) ile Kuzey Amerika’da (yüzde 44) görüldü. Orta Doğu pazarı ise yüzde 30 daraldı.

JENDER Yönetim Kurulu Başkanı Burak Başeğmezler, yapay zekâ ile büyüyen veri merkezlerinin yanı sıra hastane, sanayi tesisi ve kritik altyapıların kesintisiz enerji ihtiyacının talebi belirlediğini, büyümenin neredeyse tamamının büyük güç sınıfından gelmesinin de bunu gösterdiğini belirtiyor.

Türk üreticilerin ihracatında yüksek güçlü setler öne çıkıyor

TÜİK verilerine göre Türkiye’nin jeneratör ihracatı Ocak–Temmuz 2026 döneminde yüzde 8,6 artışla 313,6 milyon dolara, dizel jeneratör ihracatı ise yüzde 26,7 artışla 278,5 milyon dolara çıktı. Ürün sınıflarına bakıldığında 750–2.000 kVA setlerde ihracat yüzde 35 artarak 74 milyon dolarla rekor seviyeye, 100–375 kVA sınıfında ise yüzde 45 artışla 68,3 milyon dolara ulaştı.

İthalatın yüzde 5 gerilediği dönemde sektörün dış ticaret fazlası 179,5 milyon dolarla son beş yılın en yüksek düzeyine yükseldi; ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 234 oldu. Temmuz ayında gerçekleşen 52,1 milyon dolarlık ihracat da son beş yılın en güçlü temmuz sonucu olarak kayda geçti.

JENDER’e göre üyeler sektörün yaklaşık yüzde 85’ini temsil ediyor ve Türk üreticiler son beş yılda 180’e yakın ülkeye ürün gönderdi. Başeğmezler, Orta Doğu pazarı daralırken Suudi Arabistan’a ihracatın yaklaşık yüzde 50 artırılmasını sektörün rekabet gücünün göstergesi olarak değerlendiriyor.

Yakın tedarik ve kapasite yatırımı gündemde

Dernek, 2027 hedefini Türkiye’yi Avrupa’nın en büyük jeneratör üretim üssü hâline getirmek olarak açıkladı. Başeğmezler, Avrupa’da veri merkezi, savunma ve kritik altyapı yatırımlarının arttığını, tedarik zincirlerinin güvenilir ve yakın coğrafyalara kaydırılmasının zorunlu hâle geldiğini ifade ediyor. Bu hedef için üreticilerin yüksek güç sınıfında kapasite yatırımlarını, Ar-Ge’yi, yerlileşmeyi ve nitelikli insan kaynağını birlikte büyütmesi gerektiğinin altını çiziyor.

JENDER’in TÜİK verileri üzerinden yaptığı projeksiyona göre son dört yılın ortalama mevsimsel eğilimi sürerse sektörün 2026 ihracatı yaklaşık 577 milyon dolara ulaşacak. Bu tutar 2025’e göre yaklaşık yüzde 14 artış anlamına geliyor ve 2022’deki 561,4 milyon dolarlık rekorun aşılacağına işaret ediyor.

Uluslararası iş birlikleri ve mesleki eğitim

16 Mayıs 2024’te kurulan ve AKSA, EMSA, TEKSAN, İŞBİR gibi üreticileri bir araya getiren JENDER, EUROPGEN yönetim kurulunda yer alıyor, ABD’li EGSA ile kardeş dernek ilişkisi yürütüyor. Dernek, Eylül 2026’da EGSA, EUROPGEN ve Birleşik Krallık’taki AMPS ile uluslararası bir iş birliği mutabakatına vardı. Sektörün nitelikli iş gücü ihtiyacı için Millî Eğitim Bakanlığı ile mesleki eğitim protokolü de bulunuyor.

Kaynaklar

  • JENDER – Jeneratör Sanayicileri ve Güç Sistemleri Derneği basın bülteni, 30 Eylül 2026
  • PowerGen Statistics, “Q2 2026 – Global Diesel Generator Market”, 29 Eylül 2026 (değişimler 2025 ikinci çeyreğine göre; JENDER bülteni aracılığıyla)
  • TÜİK Dış Ticaret İstatistikleri, GTİP 8502.11, 8502.12, 8502.13, 8502.20, 8502.39, Ocak–Temmuz 2026; yıl sonu projeksiyonu JENDER Genel Sekreterliği hesaplaması

Görsel: JENDER

Devamını Oku

Küresel Pazarlar

Schaeffler, Türkiye’yi bölgesel bir üs haline getirmeyi planlıyor

Yayın Tarihi:

-

Yazar:

Theodore Lekkas Schaeffler Güneydoğu Avrupa (SEE) Bölge Müdürü

OEM ve Aftermarket pazarında; dijitalleşme, e-mobilite, hibrit ve elektrikli otomobiller ile sürdürülebilirlik gibi küresel trendlerin arkasındaki itici güç olan Schaeffler, Türkiye’yi merkezine alarak büyüyor. Avrupa Bölgesi’ndeki satış alanlarını yeniden yapılandırarak Türkiye’yi Güneydoğu Avrupa Bölgesi’ne (SEE) dahil eden Schaeffler, Türkiye’yi bölge için merkez bir ülke olarak konumlandırıyor. Küresel ölçekte yaşanan tedarik zincirindeki zorluklara karşı Türkiye’yi gelecekteki seçeneklerin merkezinde tutan Schaeffler, Türkiye’deki yapılanmasını daha da genişleterek, bölgenin üssü haline getirmeyi hedefliyor.

Öncelikle kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Eğitiminiz ve kariyeriniz ile ilgili bilgileri kısaca öğrenmek isteriz.

Ben, Theodore Lekkas. 44 yaşındayım, Atina’da doğdum ve burada yaşamaya devam ediyorum. Üniversitede Uluslararası Ekonomi ve Finans okudum, daha sonra MBA diplomamı aldım. 15 senesi Schaeffler’de olmak üzere 18 yıldır Bağımsız Otomotiv Yenileme Pazarında farklı pozisyonlarda görev yapıyorum. Mutlu bir evliliğim, 13 ve 15 yaşlarında da iki oğlum var.

Başlangıcından bugüne Schaeffler’deki çalışmalarınızı kronolojik sıraya göre, sorumluluk alanlarınız ile birlikte öğrenebilir miyiz?

Kısaca anlatacak olursam, 2007 yılında o zamanlar LuK-AS Organizasyonu olarak bilinen, şu an Schaeffler Automotive Aftermarket şeklinde geçen bölümde Yunanistan, Kıbrıs, Malta, Arnavutluk ve Kuzey Makedonya Bölgesi Satış Müdürü olarak işe başladım. Sorumluluklarım zaman içinde birçok farklı pazara, ülkeye ve pozisyona genişledikten sonra satış rolünden yönetim rolüne geçtim. Şu anda Avrupa’nın merkezinden sınırlarına kadar uzanan, 19 ülkeden oluşan bir bölge olan Güneydoğu Avrupa’nın (SEE) Bölge Müdürlüğünü yürütüyorum. Ayrıca, 2015 yılında Schaeffler Yunanistan’ın açılmasından bu yana, buranın da Genel Müdürlüğünü üstleniyorum.

Schaeffler’deki kısa ve uzun vadeli hedefleriniz nelerdir?

Şubat 2020’den bu yana etkilerini sürdüren Covid-19 salgını, çalışma ve özel yaşamımızda odaklanma biçimimizi yeniden şekillendirdi. Her ne kadar etkileri azalsa da hâlâ pandemi döneminde yaşadığımız için kısa vadede temel hedefimizin çalışanlarımızın sağlığı ve güvenliği olduğunu söyleyebilirim. Buna paralel olarak satış geçmişime istinaden kısa vadede şirketimizin, bölümümüzün ve bölgemizin KPI’larının benim için en önemli öncelik olduğunu da belirtebilirim. Bu hedefimiz aslında müşteri odaklı bir şirket olmamızla da yakından ilgili, çünkü müşterilerimizi memnun etmeden finansal vaatlerimizi yerine getiremeyiz.

Uzun vadeli hedeflerimiz ve vizyonumuz ise VUCA (volatility, uncertainty, complexity, ambiguity-değişkenlik, belirsizlik, karmaşıklık ve muğlaklık) zamanlarının izin verdiği ölçüde değişmiyor. Şu anki ve gelecekteki müşterilerimizle ilgilenecek güvenli, memnun, gelişmiş ve güçlendirilmiş çalışanlarımız olmasını hedefliyorum. Nihayetinde her şey dönüp dolaşıp insan kaynağımıza geliyor. Gelecekte sunacağımız ürün ve hizmetleri tam olarak bilmek ya da fiziksel ve dijital müşterilerimizin yapılanmalarını tam olarak öngörebilmek mümkün olmasa da basit ve geçerliliğini hiç yitirmeyen bir gerçeği biliyorum. O da farkı insanların yarattığı ve gelecekte de işin temelinde insanların olacağı. 

Schaeffler son yıllarda ciddi bir dönüşüm içerisinde. Mevcut küresel pazar koşulları doğrultusunda birçok proje yürütülüyor. Bu noktada Schaeffler’in dönüşümü ve geleceğe nasıl hazırlandığı ile ilgili bilgi alabilir miyiz?

Schaeffler olarak hem orijinal ekipman hem de satış sonrası pazarında kendimizi dijitalleşme, e-mobilite, hibrit ve elektrikli otomobiller ve sürdürülebilirlik gibi küresel trendlerin arkasındaki itici güç olarak görüyoruz. Bu açıdan müşterilerimizin kârlı ve geleceğe yönelik onarım çözümlerine ve dijital hizmet tekliflerine olan ihtiyacına odaklanıyoruz.

Bu mega trendlerin üstesinden gelmek için yürüttüğümüz sayısız projenin hepsinden burada bahsetmek mümkün olmasa da hayata geçirdiğimiz projelerimizin faydalarını fazlasıyla gördüğümüzü söyleyebilirim. Birkaç yıl önce kurulan e-mobilite bölümümüz, tamamıyla yeni müşterilerden sipariş alıyor. Aftermarket tarafında ise 2030 yılına kadar Hibrit ve BEV teknolojisi ile ilgili pazar hacimlerimizin önemli ölçüde büyümesini bekliyoruz. Yeni araçların gelecekte elektrikle çalışan modellere dönüşmesi bağlamında dünya çapında 2030 yılı için 40:40:20 şeklinde bir senaryo öngörüyoruz: Yüzde 40’ı tamamen elektrik, yüzde 40’ı hibrit aktarma organları ve yüzde 20’si içten yanmalı motorlarla çalışacak. Schaeffler, orijinal ekipmanda kazandığı uzmanlık sayesinde, tamamen elektrik tahrikli araçlar için de onarım çözümleri geliştirme konusunda oldukça donanımlı.

Bugün bile distribütörlerimize hibrit ve elektrikli otomobiller için binlerce parça numarası sunuyoruz. Müşterilerimize sunduğumuz ürünlere daha ayrıntılı bakmalarını öneriyoruz. Pazar çoktan oluştu. Örneğin, İsrail’deki distribütörlerimizden biri, 2021 yılında portföyümüzde bulunan hibrit ve elektrikli araçlar için tüm parça numaralarını tek seferde sipariş etti. Burada İsrail’in Avrupa’nın en genç araç parklarından birine sahip olduğunu ve her zaman yüksek teknoloji odağıyla öne çıktığını ayrıca belirtmek istiyorum.

Bugün dijital tarafta, dijital verimlilikleri ve fırsatları değerlendirmek için el atmadığımız hiçbir şeyin olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Bu anlamda bahsetmeye değer örneklerden biri de Yeni Bağımsız Otomotiv Yenileme Pazarı Jenerasyonu (New Automotive Aftermarket Generation-NAAG) forumu dahilinde gerçekleştirilen girişimlerimiz… NAAG üyeleri, Aftermarket’in gelişimini hangi dijital çözümlerin hızlandırdığı sorusunu araştırıyor. E-ticaret, müşterilerle iletişim, online ürün bilgileri veya dijital stratejilerin belirli pazarlara uyarlanması gibi önemli etmenlere ek olarak, veri yönetimi odak noktamız olarak öne çıkıyor. Tüm sektörlerde veri, gelecekteki büyüme için önemli bir itici güç olarak kabul ediliyor; bu özellikle Aftermarket için geçerli. Bu bağlamda bir çalışma grubu, mevcut veri platformlarının piyasa katılımcılarının ihtiyaç ve gereksinimlerini ne ölçüde karşıladığını öğrenmek üzere 58 AAMPACT üyesi şirketle bu konu üzerinde bir anket gerçekleştiriyor. Sonucundaysa, mevcut veri platformlarının sektörün tüm gereksinimlerini karşılamaktan uzak olduğu ortaya çıkıyor.  Yani veri platformlarının daha kullanıcı dostu ve müşteri odaklı hale gelmesi gerekiyor. Burada çok sayıda bölgesel girişim yerine sektör çapında küresel bir platforma ihtiyaç duyuluyor.

Schaeffler’deki yeni yapılanma ile Türkiye SEE bölgesine dahil oldu. Bu yapılanmanın nedenleri neler? Yeni yapılanma ile neler hedefleniyor? Türkiye’nin Schaeffler için önemi, mevcut çalışmalar ve ileriye yönelik projeler hakkında bilgiler nelerdir?

Avrupa Bölgesi’ndeki satış alanlarımızı 8’den 4’e düşürerek yeniden yapılandırdık. Hedefimiz daha yalın, daha güçlü ve daha odaklı olmak. Bu, eski Doğu ve Güneydoğu Avrupa Bölgesi’nin Türkiye ile birleşmesi anlamına geliyor. Bunu yaparak, Türkiye’yi bölge için bir merkez ülke olarak konumlandırmaya karar verdik; bu da Türkiye’nin SEE ve Avrupa için önemini açıkça ortaya koyuyor. Türkiye’nin Schaeffler Automotive Aftermarket Bölümü için önemi de cabası… Buradaki pazar hacmi, insan becerileri, müşteri dinamikleri ve gelecekteki iş fırsatları bizim için ortada. Örneğin, pandeminin başladığı yıl olan 2020’de Türkiye’de çift haneli büyümeyi başardık. 2020 yılında Avrupa’daki ciroya en çok katkıda bulunan sadece iki ülke büyüme trendi gösterdi. Bu ülkeler Türkiye ve Polonya’ydı. Bu gerçeğin, günümüzde dünyadaki ve Avrupa’daki genel durumdan dolayı, Türkiye’nin işimiz için önemini tam olarak gösterdiğine inanıyorum.

Şu anda Türkiye’de bölümü tamamen motive çalışanlardan oluşan, odaklanmış bir ekiple yürütüyoruz ve gerekli durumlarda ekibimizi genişletmeye devam edeceğiz. Türkiye’deki çalışma arkadaşlarımız, pazarlama ve fiyatlandırma gibi alanlarda halihazırda sorumluluklarını Türkiye sınırları dışına genişletiyor. İstanbul’da, Türkiye’deki tamirhanelere fiziksel ve dijital olarak teknik destek sağladığımız ve “Schaeffler Teknoloji Merkezi” olarak adlandırılan bir teknik merkezimiz var. Türkiye REPXPERT tamirhane portalımız ve ilgili uygulamamız, dünya çapında en başarılı portallardan biri konumunda bulunuyor. Bu da hizmet sunumunda ulaştığımız son teknolojinin başka bir kanıtı.

Gelecekte ekibi genişletmek, Türkiye’yi bölge için bir hizmet sağlayıcısı konumuna getirmek, geleneksel ve hatta dijital distribütörlerle ilişkili tüm iş fırsatlarını yakalamak istiyoruz. Son olarak, tedarik zincirinde karşı karşıya olduğumuz uzun süreli zorluklar karşısında Türkiye’yi gelecekteki seçeneklerin merkezinde tutarak, Güneydoğu Avrupa Bölgesi’nde bir lojistik merkezin gerekliliğini ve katma değer olasılığını değerlendireceğiz.

Türkiye’nin içinde olduğu SEE bölgesi özelinde Schaeffler’in 2022 yılına ait değerlendirmesini alabilir miyiz? 

Ocak ve şubat aylarındaki teslimatların az olması nedeniyle yıla iyi başlayamadık ama tedarik zincirindeki arkadaşlarımızın özverili çalışmaları sayesinde mart ve nisan ayından bu yana arayı kapatıyoruz. Yılı çok başarılı bir şekilde kapatacağımıza inancımız tam. SEE, lokomotifi Türkiye olan büyüyen bir bölge. Doğru teslimatlarla, 2022’de en çok büyüyen bölge olacağız ve bölüm için Avrupa’daki en kârlı bölge olmaya devam edeceğiz. Tabii ki, tüm bu belirttiklerim, dünyadaki beklenmeyen piyasa değişikliklerine bağlı olmaya devam ediyor.

Yakın zamanda yedek parça alanında yeni iş birlikleri hayata geçirmeyi planlıyor musunuz?

Bu konuda net bir ifade yardımcı olacaktır: “Birlikten kuvvet doğar.” Bugün yaşadığımız bu VUCA dönemi, rakipler arasında bile iş birliğini her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Schaeffler, eskiden beri sektörde iş birlikleri kurmaya çok yatkın olmuştur. Mesela TecDoc platformunun başlatılması bu konuda iyi bir örnek. Sektörde ortaklarımızla, örneğin uluslararası ticaret gruplarının projelerinde çok sayıda iş birliği yürütüyoruz. Teknik Hizmetler alanındaki en son örnek de Avrupa’nın bazı ülkelerinde REPXPERT Hizmetleri alanında Bilstein şirketi ile kurduğumuz değerli iş birliği. Sonuçlar umut verici; bu iş birliği ile tamirhanelere uygulamaya yönelik daha fazla teknik bilgi sunuyor, genel beceri havuzlarını genişletiyoruz.

Pandemi iş süreçlerinizi nasıl etkiledi? Sürecin hafiflemesi ile mevcut durum hakkında bilgi alabilir miyiz?

Covid-19, özel hayatımızda olduğu gibi iş hayatımızda da harika bir öğretmen oldu. Aldığım en büyük dersin ise önceliklere odaklanmak olduğunu söyleyebilirim. Kriz zamanlarında tüm hedeflerinize ulaşamazsınız. Her şeyi aynı anda yapamazsınız. O nedenle istediğiniz nihai sonuçta büyük rolü olan önemli hedeflere odaklanmalısınız.

İş süreçleri söz konusu olduğunda, en büyük etki elbette dijital ivme üzerinde oldu. Pandemiden çok önce de dijitalleşme hakkında konuşuyorduk ancak pandemi bizi birçok şeyi daha farklı, daha verimli ve bir dereceye kadar daha etkili bir şekilde yapmaya itti. Örnek olarak, dijitalleşen iş toplantılarını ve ertelenen iş seyahatlerini verebiliriz. Öte yandan mevcut durum, insanlar arasındaki fiziksel etkileşimin yerinin doldurulamadığını gösteriyor. Dijital ve fiziksel aktiviteler arasında yeni bir denge durumuna geçiyoruz. Dijital etkileşim bir anlamda sınırlarına ulaştı ve hepimiz ekiplerimizle ve müşterilerimizle yüz yüze toplantılara ve seyahatlere geri dönüyoruz. Covid19 öncesi duruma yüzde 100 dönmeyeceğiz ama mutlaka yüz yüze görüşmeye devam edeceğiz. Bu insani bir ihtiyaç, ayrıca karmaşık durumların üstesinden gelmede yüz yüze iletişim çok daha etkili. Bir müşteriyle iki saatlik bir akşam yemeğinde anlaşabileceğiniz bir şey, dijital bir platform üzerinden 10 kat daha fazla çaba ve zaman gerektirebiliyor. Yeni durum; bilgi akışı için dijital formatların ve daha yoğun görüşmeler, müzakereler ve kararlar için fiziksel toplantıların kullanıldığı hibrit bir yaklaşım olacak. Bu yaklaşımın daha doğal ve nihayetinde daha verimli olacağını düşünüyoruz. Bunun Covid19 neticesinde elde edilen bir gelişme olduğunu söyleyebilirim. Her krizin sonunda insanların hayatlarını daha da iyileştirecek fırsatlar doğabiliyor. Şirket içinde de birlikte çalışma şeklimizi uyarladık. Evden, ofisten veya herhangi bir yerden uzaktan çalışabiliyoruz. Genel olarak iş hayatının geleceği de bu. Aynı zamanda Frankfurt’taki yeni merkezimizde uyguladığımız “Yeni İş” yaklaşımımız da çalışanların mevcut ihtiyaçlarını karşılıyor.

Son olarak varsa eklemek istedikleriniz…

Pandemi başladığından beri zorlu zamanlar yaşadık ve hatta daha zorlu zamanlar bizi bekliyor. Böyle zamanlarda doğru yolu bulmak için vizyoner liderliğe, birbirimizi daha iyi anlamaya, daha açık ve çevik olmaya ihtiyacımız bulunuyor. Başarının büyük bir kısmı iletişime bağlı. Dolayısıyla birlikte çalışma yaklaşımımız ve şirket DNA’mız bağlamında, Güney Doğu Avrupa ekibimizle paylaştığımız vizyoner sloganımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum. Değişim sürekli ve kaçınılmazdır. Geleceği öngöremeyiz. Yapabileceğimiz şey dikkat, güven, iyimserlik ve öz disiplin ile üstesinden gelmektir. “Be the CHANGE you want to SEE” sloganı da buna işaret ediyor.

Devamını Oku

Trendler

Copyright © 2011-2025 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com