Connect with us

Haberler & Etkinlikler

Mitsubishi Electric’ten yeni nesil LED ekran teknolojileri

Yayın Tarihi:

-

LED ekran teknolojisi alanındaki köklü deneyimi ile inovatif ürünler geliştiren Mitsubishi Electric,Amsterdam’daki ISE Fuarı’nda yeni nesil görsel veri sistemlerini tanıttı. Fuarda; 100 bin saat kesintisiz çalışabilen Direct View LED, yerel IP tabanlı kontrol odası görselleştirme yazılımı ve bakım maliyetlerini 15 yıllık kullanım ömrü boyunca neredeyse sıfıra indiren WE120 DLP küpleri sergilendi.

Görsel veri sistemleri alanındaki ileri teknolojisiyle dikkat çeken Mitsubishi Electric, Amsterdam’daki ISE 2018 Fuarı’nda Direct View LED ve WE120 DLP küp ile yeni görselleştirme ve Videowall yönetim yazılım paketi S-SF’i tanıttı. Fuar ziyaretçilerini, Mitsubishi Electric’in en yeni ekran teknolojisi olan ince piksel aralıklı (NPP) LED kullanılarak üretilmiş, 11 metreye 1,6 metre boyutlarındaki devasa bir kontrol odası ekranı simülasyonu karşıladı. Bu ekran, sınıfının halka açık olarak sergilenen en büyük sistemi oldu. Komut ve kontrol uygulamaları için özel olarak tasarlanan ilk Direct View LED ekran olan VS-15NP160’ı (15-NP) portföyüne ekleyen Mitsubishi Electric, bu sayede büyük ölçekli kontrol odası ekran projeleri için yeni ve iddialı bir çözüm sunmaya başladı.

100 bin saat kesintisiz çalışma

Mitsubishi Electric tarafından Japonya’da yüksek kalite standartları ile tasarlanıp üretilen Direct View LED ekran 15-NP,  800 cd/m² ışık çıkışı sunuyor. Bu değer, yüksek kontrast oranı ve tamamen kusursuz ekran yüzeyiyle birlikte modeli SCADA tipi uygulamalar için ideal tercih haline getiriyor. 100 bin saat kesintisiz çalışabilen Direct View LED ekran 15-NP, ekran yanmasını (anti burn-in) önleyen patentli özelliği sayesinde LED parlaklığı ve kromatikliğini ekranın kullanım ömrü boyunca aynı seviyede tutuyor. Yalnızca 90 mm olan görüntü derinliği, ekranın hemen her yere kurulabilmesine imkân tanırken, önden ve arkadan erişilebilen model seçenekleri çok yönlü kullanım avantajı sağlıyor.

Güç arızasına rağmen çalışan ekran

Direct View LED ekran 15-NP’nin temelinde 1,5 mm aralıklı, üçü bir arada SMD LED paketi bulunuyor. Mitsubishi Electric bu paketi, 30 yılı aşkın süredir Diamond Vision açık hava ekran sisteminden edindiği deneyimleri ışığında bu uygulama için özel olarak geliştirdi. Hızlı ve kolay montaja uygun olarak tasarlanan ekranlar, 480 mm’ye 540 mm boyutlarındaki LED ünitelerinin yerinde birleştirilmesiyle kuruluyor. LED ünitelerinde bulunan standart OPS yuvalarına, OPS 3G-SDI giriş kartları veya CAT6 (STP) kablosuyla uzun mesafeli sinyal iletimi için OPS HDBaseT girişleri takılabiliyor. Çift döngülü sinyal girişleri ve yedek güç kaynakları, çok düşük bir ihtimal de olsa, bir LED ünitesinin güç arızası yaşaması durumunda ekranın çalışmaya devam etmesini sağlıyor.

Dinamik güç tüketim özellikleri, görüntü parlaklığını etkin biçimde izleyip güç çıkışını buna göre ayarlayarak güç tüketimini optimize ediyor ve operatörün göz yorgunluğunu minimuma indiriyor. Bu sayede ekran, kontrol odası uygulamalarının genel amaçlı Direct View LED ekranları tarafından çözülemeyen önemli bir sorununu çözmüş oluyor. DLP ürünlerinde bulunan Doğal Renk Matrisi sistemini ve MPEG video gibi sıkıştırılmış içeriklerdeki gözle görülür kumlanmayı azaltmak amacıyla özel olarak geliştirilmiş iki boyutlu gürültü azaltma sistemini de Direct View LED ekran 15-NP’ye ekleyen Mitsubishi Electric, yeni nesil teknolojisi ile dikkat çekiyor.

 

Yerel IP tabanlı kontrol odası görselleştirme yazılımı

Mitsubishi Electric’in, yerel IP ağ tabanlı komuta ve kontrol ekran mimarileri için tasarlanan yeni görselleştirme ve Videowall yönetim yazılım paketi S-SF, ağ tabanlı ekran sistemlerinin daha verimli çalışmasını sağlıyor ve ölçeklenebilirliklerini artırıyor. Yerel IP komut ve kontrol görselleştirme ağlarının çok yönlülüğü, sistemlerin gelecekteki ihtiyaçlara kolayca uyum sağlamasına olanak tanıyıp, Mitsubishi Electric DLP ve LED ekranların olağanüstü uzun çalışma ömürlerinin getirdiği uzun vadeli maliyet avantajlarından tümüyle yararlanma imkânı sunuyor.

Komut ve kontrol odalarında daha verimli ve esnek karar verme imkânı

Mitsubishi Electric’in videowall yönetim yazılım paketi S-SF; görüntü aracısı, çok noktaya yayın bağdaştırıcısı, uygulama sunucusu, operatör grafik kullanıcı arabirimi ve ana kontrolör olmak üzere beş uygulamadan oluşuyor. Bu uygulamaların bir araya gelmesiyle oluşan yerel IP tabanlı sistem; sensörler, görüntü işlemcileri, CCTV kameraları ve veri depoları gibi ağa bağlı kaynak cihazlardan gelen veri trafiğini işleyebiliyor ve içerikleri minimum gecikmeyle çok sayıda konum arasında senkronize edip paylaşabiliyor. S-SF paketi, komut ve kontrol odası operasyonlarını daha etkili hale getirmek için daha verimli ve esnek karar verme ortamları tasarlama imkânı sunuyor.

Sıfır arıza süreli performans

S-SF mimarisi, kontrol odası video duvarlarında özel ekran duvarı işlemcisi kullanma ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Dağıtılmış ağ mimarisinde bulunan çok sayıdaki yedekle de arıza toleransı sağlanıyor. Bir ağ düğümünün arızalanması durumunda o düğümün rolü anında başka bir düğüme atanıyor. Bu sayede tamamen sorunsuz hata korumalı yanıt kabiliyeti ve 7/24 garantili sıfır arıza süreli performans kazanılıyor. S-SF sisteminin donanımı kolayca bulunabilen standart ağ bileşenlerini temel aldığı için özel donanımların veya işletim sistemlerinin geliştirilmesine ve hatalarının giderilmesine gerek kalmıyor. Böylece daha güvenilir ve uygun maliyetli bir sistem ortaya çıkıyor.

Küplerin çalışma süresini 130 bin saate çıkardı

Görsel veri sistemleri alanındaki yeni nesil teknolojileri ile öne çıkan Mitsubishi Electric, WE120 DLP küplerinin çalışma süresini 130 bin saate çıkardı. Tüm parlaklık modlarında neredeyse 15 yıl boyunca 7/24 kesintisiz çalışmaya karşılık gelen bu süre, yine Mitsubishi Electric’in WE120 modelinin kırdığı 100 bin saatlik eski endüstri rekorunu neredeyse yüzde 30 oranında ileriye taşıdı.

Mitsubishi Electric, kurum içi araştırmalara göre dünya genelinde kurulu olan 78 binden fazla küpüyle kontrol odası ekranı alanında dünya liderliğini elinde bulunduruyor. WE120 serisinde, hem arkadan hem önden erişilebilen seçeneklere sahip 60 inç ve 70 inç Full HD ile 62 inç ve 72 inç WUXGA ekranlar bulunuyor. Yeni modellerin tümü en az 130 bin saat kesintisiz çalışma süresinin yanında, yedekli DVI seçenekleri ve OPS yuvaları da dahil olmak üzere önemli özellikler sunuyor. Mitsubishi Electric’in özel dijital derecelendirme ve renk uzayı kontrol teknolojilerini kullandığı WE120 modelinin rutin bakım gerektirmeyen hava soğutmalı LED ışık kaynağı, bakım maliyetlerini 15 yıllık kullanım ömrü boyunca neredeyse sıfıra indiriyor.

Küresel Pazarlar

NSK, sürdürülebilirlik raporu yayınladı

Yayın Tarihi:

-

Yazar:

Dünyanın önde gelen rulman, lineer hareket teknolojisi ve direksiyon sistemleri üreticilerinden biri olan NSK, İklimle Bağlantılı Finansal Beyan Görev Gücü’nün (TCFD) nihai raporunda yapılan önerileri onaylamıştır. Raporda, şirketlerin iklim değişikliğiyle ilgili finansmanını etkileyen riskler ve fırsatlar hakkında bilgi paylaşımları yer almaktadır. TCFD, küresel finansal sistemini izleyen ve tavsiyelerde bulunan uluslararası bir kurum olan Finansal İstikrar Kurulu (FSB) tarafından kurulmuştur.

Bir işletme olarak NSK kurumsal, sosyal ve çevresel sorumluluklara oldukça önem vermektedir. Örneğin, küresel çevre koruması kapsamlarını, şirket misyonunun bir parçası olarak dahil eder. Orta Vadeli Yönetim Planında çevresel hedefler belirlemiştir ve faaliyetlerinden kaynaklanan CO2 emisyonlarını azaltmak ve çevre dostu ürünler piyasaya sürmek gibi eylemlerle küresel ısınmayı önlemek için girişimlerde bulunmaktadır.

NSK’nın bu alandaki girişimleri Japonya Çevre Bakanlığı ve Küresel Çevre Formu tarafından yakın zamanda kabul edilmiştir. 23. Çevre İletişim Ödülleri kapsamında, NSK Raporu 2019’da çevre iletişimi hakkında mükemmellik ödülü aldı. Rapor tüm paydaşlara, orta ve uzun vadede sürdürülebilir büyüme sağlamak için şirketin ve girişimlerinin bir resmini sunmak üzere tasarlanmıştır. NSK ayrıca, şirketin çevre ve toplumla ilişkilerini ve bu alanlardaki kapsamlı çabalarını göstermek için “NSK Sürdürülebilirlik Raporu”nu yayınladı.

TCFD tarafından belirlenen tavsiyelere ve bu ödüle uygun olarak, hem toplumun sürdürülebilir kalkınmasına hem de şirketin sürdürülebilir büyümesine katkıda bulunmak amacıyla NSK, iklim değişikliğinin getirdiği iş risklerini ve fırsatlarını belirliyor, yönetim planlarını uyarlıyor ve daha çok bilgi açıklıyor.

Son yıllarda ESG (çevre, sosyal ve yönetim) girişimlerini desteklemesine rağmen NSK, TCFD raporuna gösterdiği destek beyanıyla çevresel faaliyetleri bir sonraki seviyeye taşımayı hedeflemektedir.

Devamını Oku

Araştırma ve Teknoloji

ZF, ilk Elektrikli Ön Park Fren (EPB) teknolojisini piyasaya sürüyor

Yayın Tarihi:

-

Yazar:

ZF sektörün ilk Elektrikli Ön Park Freni ile EPB sistemleri ürün portföyünü genişletiyor ve teknolojinin daha fazla araca uygulanabilmesini mümkün kılıyor. Bu çözümle, üreticiler artık küçük otomobil tasarlarken konvansiyonel el fren kolu yerine çağdaş ve çok daha az yer tutan bir fren sistemi sunabilecekler.    

Orta, büyük ve lüks segment araçlarda görmeye alışık olduğumuz Elektrikli Park Freni (EPB) daha önce tasarımcılar tarafından küçük otomobillere uygulanamıyor ve gereksiz yer tutan el fren kolundan vazgeçilemiyordu. Endüstrinin ilk Elektrikli Ön Park Freninin seri üretime başlamasıyla, ZF artık bu teknolojinin küçük otomobillere de uygulanabilmesini mümkün kılıyor. Yerini ufak bir düğmeye bırakan el fren kolu, ayrıca kabin içerisinde yer tasarrufu sağlıyor. Yeni teknoloji, Kore’de ve Çin’de seri üretimdeki otomobillerde önümüzdeki günlerde devreye alınacak.

ZF Aktif Güvenlik Bölümü başkan yardımcısı Manfred Meyer “ZF’nin yeni Elektrikli Ön Park Freni teknolojisi gerçek bir endüstri yeniliği. Küçük ve mini segment otomobil üreticileri bu teknolojiyi tüm avantajlarıyla kullanabilecek, müşterileri ise artırılmış güvenlik ve sürüş konforundan faydalanabilecek” dedi.

ZF’nin yeni Elektrikli Ön Park Freni ile küçük otomobillerde ileri konfor

EPB, klasik el freni fonksiyonuna ek olarak Auto-Hold özelliği ile yokuşta kalkış desteği sunuyor. Stop-and-go özelliği ile ise yoğun şehir trafiğinde sürüş konforunu hissedilir derecede iyileştiriyor. Ayrıca, ön akstaki yüksek statik yük dağılımı, aracı eğimli yüzeylerde güvenli şekilde park etmeyi kolaylaştırıyor.

ZF’nin ön aksta kullandığı EPB, konvansiyonel el frenlerinin arka kampana ve disk frenlerdeki bileşenlerini elimine ederek, ön aks fren kaliperlerine küçük değişiklikler, entegre edilen elektronik devreler ve ESC kontrol modülüne yeni bir yazılım gerektirmektedir. Manuel el freni sisteminin ortadan kalkmasıyla araç ağırlığında da hissedilir iyileştirme sağlanmaktadır.

Araçların güvenlik seviyesini ve verimliliği artırmak amacıyla mevcut bir teknolojiyi güncel pazar koşulları ve müşteri beklentileri doğrultusunda adapte eden ZF, elektrikli fren sisteminin avantajlarını yeni araç segmentlerine ulaştırıyor.

2001 yılında Elektrikli Park Freni teknolojisinin geliştirilmesine öncülük eden ZF, bugüne kadar dünya yollarında gezen 75 milyondan fazla araca EPB temin etmiştir.

Devamını Oku

Araştırma ve Teknoloji

Elektrikli otomobil üretimine Türkiye imzası

Yayın Tarihi:

-

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) Bilişim Vadisi’nde gerçekleştirdiği ‘Yeniliğe Yolculuk’ buluşmasında, kuruluşundan bugüne geçen 18 ayda aldığı mesafeyi ve Türkiye’de teknolojik dönüşüme nasıl öncülük edeceğini paylaştı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile perakende, otomotiv, telekomünikasyon ve tüketici elektroniği gibi farklı alanlarda deneyimleri olan Anadolu Grubu, BMC, Kök Grubu, Turkcell, Zorlu Grubu’nun sinerjisi ve daha önce Türkiye’de benzeri olmayan bir iş birliği modeliyle kurulan TOGG, otomotivin mobilite ekosistemine dönüştüğünün habercisi ilk ön gösterim araçlarını ülkemiz ve dünya sahnesine çıkardı.

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) 2022 yılında üretimine başlayacağı, geliştirme süreci devam eden C-SUV modelinin ön gösterim versiyonunu tanıttı. Gebze’deki Bilişim Vadisi’nde gerçekleşen Yeniliğe Yolculuk Buluşmasında C-SUV modeliyle birlikte bir de C- Sedan konsepti gösterildi.

Resmi kuruluşu 28 Haziran 2018’de gerçekleşen ve kuruluşundan 18 ay sonra tasarım ve mühendislik çalışmalarının geldiği noktayı gösteren ilk ön gösterim aracını ve Sedan konseptini gün ışığına çıkaran TOGG, Türk Otomotiv endüstrisinin kalbi olan Bursa’nın Gemlik ilçesinde kurulacak fabrikasının temelini 2020 yılında atacak. 2030 yılına kadar ise fikri ve sınai mülkiyet hakları tamamen kendisine ait bir ortak e-platform üzerinde 5 farklı model üretecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Üyeleri, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve TOGG Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu hissedarları, İş dünyası temsilcileri ile TOGG çalışanları ve yakınlarının katıldığı 2 bin kişilik bir davetli topluğuyla gerçekleşen buluşmanın sonunda sahneye çıkan Türkiye’nin ilk otomobilleri büyük bir coşku ve beğeniyle karşılandı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 2023 hedefleri içinde stratejik öneme sahip projelerden biri olarak değerlendirilen Türkiye’nin Otomobili, hedeflenen teknolojik dönüşümün de öncülerinden olacak.

Projenin hemen başında 2 ayrı özgün patenti kayda geçirerek iddiasının altını çizen TOGG, birçok ‘ilk’ ve ‘en’leri ile de Türkiye’de mobilite ekosisteminin akıllı cihazlar etrafında gelişimi harekete geçirecek. Üretime başlayacağı 2022 yıllı itibariyle de Avrupa’nın klasik olmayan doğuştan elektrikli ilk SUV üreticisi olarak endüstride yerini alacak.

Yarım asırlık hayale bir adım daha yaklaştık

TOBB Başkanı ve TOGG Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, törende yaptığı konuşmada Türkiye’nin yarım asırlık hayaline bir adım daha yaklaştıklarını söyledi. Hisarcıklıoğlu sözlerine şöyle devam etti: “2017’de TOBB Genel Kurulu’nda sayın Cumhurbaşkanımız bize bir çağrı yapmış ve bu işi bizim üstlenmemizi istemişti. Biz de yola çıktık ve babayiğitlerimizi bir araya getirdik. Rabbimize şükürler olsun, verdiğimiz sözün arkasındayız. Otomotiv sektörü kabuk değiştiriyor. Ve bizim için yeni bir fırsat penceresi açılıyor. 1960’larda bu fırsatı kaçırmıştık. Devrim arabasına sahip çıkamamış ve Türkiye’nin otomobili yapamamıştık. Bugüne kadar çok denedik, çok konuştuk ama başaramadık. Ama bu sefer Allah’ın izniyle başaracağız.”

Bir otomobilden fazlasını yapıyoruz

“Niye Türkiye’nin otomobili diyoruz biliyor musunuz?” diyen Hisarcıklıoğlu, “Çünkü sadece üretilmeyecek, markası da bizim olacak, patenti de bizim olacak, tasarımı da bizim olacak. Lisans almayacağız, lisans satacağız. Montaj yapmayacağız, montaj yaptıracağız. Başkasının patenti için çalışmayacağız, kendi patentlerimiz için yabancı mühendisleri çalıştıracağız. Allah’ın izni, milletimizin inancı, sonra Cumhurbaşkanımızın destekleriyle bu işi başaracağız. 2022’de de inşallah ilk aracımızı hep birlikte banttan indireceğiz. İşte bu yüzden, Türkiye’nin Otomobili, sadece yerli marka araba yapmak değildir. Türkiye’nin Otomobili bir otomobilden daha fazlasıdır. Türkiye’nin Otomobili meydan okumadır. Türkiye’nin Otomobili teknolojik dönüşümdür, küresel markadır, 20 bin ilave istihdamdır, 7,5 milyar dolar daha az cari açıktır. Gayri safi milli hasılaya 50 milyar dolar katkıdır.”

Dönüşüm daha yeni başladı

Yeniliğe Yolculuk buluşmasında otomotivin mobilite ekosistemine dönüşümünü anlatan TOGG CEO’su M. Gürcan Karakaş da, dünyada oyunun kurallarının değiştiğine vurgu yaparak ‘Türkiye’nin Otomobili’ projesine doğru zamanda ve doğru yerde start verildiğini söyledi. Teknoloji alanında, sosyal alanlarda ve düzenleyici kurumların kararlarında etkisi yoğun

biçimde hissedilen mega trendlerin otomobili ev ve işten sonra yeni bir yaşam alanına dönüştürdüğünü ifade eden Karakaş, “Bu dönüşümle otomotivdeki kâr havuzları el değiştiriyor. Sektörde büyüme talep bazlı mobilite, veri bazlı iş modelleri, otonom ve paylaşım çözümleri gibi daha kârlı yeni işlerden gelecek” diye konuştu. Karakaş, “Dünyada elektrikli ve bağlantılı otomobil yarışında herkes yolun başında. Bu yarışta çevik, yaratıcı, iş birliğine açık ve kullanıcı odaklı organizasyonlar başarılı olacak. Biz de doğru zamanda doğru yerdeyiz” diye sözlerine devam etti.

Üretecekleri ilk aracın bir SUV olduğunu belirten Karakaş, bunun nedenini ise şöyle anlattı:

Dünyada ve Türkiye’de son 5 yılda en hızlı büyüyen ve gelecek 5 yılda en hızlı büyüyecek segment SUV. Bunun yanında Türk tüketicilerinin sahip olmayı en fazla istediği ancak yerli alternatifin yok denecek kadar az olduğu bu segmentin beğenilen bir marka oluşturmak için en uygun başlangıç olduğunu biliyoruz.”

Fikri ve sınai mülkiyet hakları yüzde 100 Türkiye’nin

Türkiye’nin Otomobili’nin fikri ve sınai mülkiyet haklarının yüzde 100 Türkiye’ye ait olduğunu belirten M. Gürcan Karakaş, “Profesyonel bir bütünlükle, Türkiye’nin küresel markasını ortaya çıkarmak için var gücümüzle ve dünyanın en iyileriyle çalışıyoruz. Daha yola çıkarken 15 yıllık yol haritamızı adım adım planladık. Ortalama iş tecrübeleri 10 yılın üzerinde, işinin ehli, işine adanmış, küresel tecrübesi olan, ağırlıklı mühendislerden kurulu bir ekip oluşturduk. Her geçen gün büyüyen ekibimiz 114 kişiye ulaştı. Çevik, hızlı kararlar alabilen bir organizasyon oluşturduk ve kullanıcı odaklı bir yaklaşım benimseyerek, her faaliyetimizde pazar ve kullanıcı beklentilerine kulak veriyoruz. Ülkemizin tüm tecrübe ve yetkinliklerini önemsiyoruz. Varsa ülkemizdeki, ülkemizde henüz yoksa dünyadaki en iyi iş ortaklarını bulup onlarla kendi mühendislerimizin yönetiminde iş birliği yaptık, yapmaya devam ediyoruz. En önemlisi, dünyanın önemli oyuncularını inceleyerek ve kıyaslayarak belirlediğimiz “olmazsa olmaz başarı kriterlerinden” taviz vermeden yol alıyoruz. Yeni bir otomobil markasını inşa ederken aynı zamanda küresel bir marka ortaya çıkarıp dünya ile rekabete giriyoruz. Geniş ürün gamıyla, tasarımsal cazibesi, teknolojik yetenekleri, endüstriyel gücü ve kültürümüzden ilham alan detayları ile Türkiye’nin Otomobili’ne kavuşacağız” dedi.

Teknolojik dönüşümü gerçekleştirmek için ülkelerde uygulama platformlarına ihtiyaç duyulduğunun altını çizen Karakaş “Otomobilin akıllı bir cihaza dönüşmesi sürecinde ortaya çıkacak yeni teknoloji ve yeni iş fikirlerinin uygulanabilmesi, kullanıcılara ulaştırılabilmesi için bir platform haline geleceğiz. Teknolojinin zirvesinde gezinen, mühendisliği ile meydan okuyan, Türkiye’nin üretim gücü ve yetkinlikleriyle ortaya çıkan ‘Türkiye’nin Otomobili’ etrafında oluşacak mobilite ekosistemimiz birçok yeni iş modellerini ve girişimleri tetikleyecek. Bunun dünyada da ses getireceğine inanıyoruz” diye konuştu.

Cep telefonundaki dönüşüm otomobilde de yaşanıyor

Türkiye’nin Otomobili’nin, beraberinde bir mobilite ekosisteminin oluşmasına da olanak sağlayacağını söyleyen M. Gürcan Karakaş, “Müşteri beklentileri değişiyor, cep telefonlarının akıllı telefonlara dönüşümünde yaşananlar otomobil dünyasında yineleniyor. Otomobil akıllı bir cihaza, yeni bir yaşam alanına dönüşüyor. Bu trendi gözeterek geliştirdiğimiz otomobilimiz

bir teknoloji platformu olarak birçok sektörde yeni girişimlerin uygulama alanı olacak ve dünyaya açılmalarının önünü açacak” diye konuştu.

Karakaş, “Klasik otomotiv endüstrisi, yerini daha güvenli, verimli, zaman kazandıran ve ulaşım bütünlüğü sağlayan mobilite ekosistemine bırakıyor. Klasik dünyanın büyük otomotiv şirketleri dönüşmekte zorlanırken daha çevik, yaratıcı, iş birliğine açık, kullanıcı odaklı TOGG’un da içinde yer aldığı yeni girişimlerin otomotiv endüstrisinin kâr havuzundan alacağı pay her geçen gün daha fazla artıyor. TOGG Türkiye’de tedarik sanayiinin de dönüşerek geleceğin mobilite dünyasında varlığını sürdürmesine öncülük ederek katkıda bulunuyor” dedi.

Konuşmasında küresel bir marka oluşturma hedeflerini de ifade eden TOGG CEO’su Karakaş, tıpkı üründe olduğu gibi marka çalışmalarına da pazar araştırmasıyla başladıklarını, hedef kitleyi belirleyip müşterilerin beklentilerini bilinçaltı boyutunda anlamak için ileri araştırmalar yaptıklarını anlattı. “Marka özümüzü bu doğrultuda tanımladık” diyen Karakaş, “Şu anda

marka adını belirleme ve test etme aşamasındayız, önümüzdeki yılın ortasına kadar da tamamlayacağız. Özgün, güçlü, özgüvenli, dönüşen, dönüştüren, samimi ve yenilikçi bir öze sahip olması gereken marka ismini belirlerken çekici, kültürel ve global dile uygun ve tescil edilebilir olması önemlidir” şeklinde konuştu.

“TOGG tasarım ekibinin yanında deneyimli tasarımcı Murat Günak da vardı”

TOGG’un ‘Yeniliğe Yolculuk’ buluşması sunumunun sonunda, ilk kez gün ışığına çıkan Türkiye’nin Otomobili’nin tasarım sürecini de anlatan Gürcan Karakaş, tasarım hedeflerini ve aracın teknik tanımını pazar araştırmalardan çıkan sonuçlara dayanarak 6 kişilik TOGG ekibiyle gerçekleştirdiklerini belirterek “Hem başlangıçta yerli ve yabancı 18 olan tasarım evi sayısının 3’e indirilmesinde, hem nihai tasarım temasının oluşumunda hem de bu temayı 3 boyutlu hale getiren Pininfarina’nın seçimi sürecinde dünyaca ünlü tasarımcımız Murat Günak’tan destek aldık. Kültürümüzden ilham alarak geliştirdiğimiz ve sahibi olduğumuz özgün tasarımımızı eylül ayında uluslararası boyutta tescil ettirdik” dedi.

  1. Gürcan Karakaş sözlerinin sonunda, #Yeniliğeyolculuk’un aynı zamanda #YeniLige yolculuk olduğunu ve TOGG’un küresel mobilite dünyasının yeni liginde Türkiye’yi gururla temsil edecek ilk şirket olacağını vurguladı. Sözlerini “Yeniliğe yolculuğumuza eşlik ettiğiniz için teşekkür ederiz, yeni lige hoş geldiniz” diye tamamladı.
Devamını Oku
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com