Connect with us

Endüstri 4.0

Kafanızı bulutlara çıkarın

Yayın Tarihi:

-

Bulut, daha büyük veri analizinden akıllı üretim uygulamalarının oluşturulmasına kadar, sektör için birçok fırsat sunmaktadır. Bununla birlikte, buluta bağlanmak her zaman basit değildir. Neyse ki, süreci kolaylaştırmanın yolları var.

Dünya her geçen gün daha dijital hale geliyor ve sanayi bu konuda bir istisna değil.  Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IIoT), Büyük Veri, Endüstri 4.0 ve sis, kenar ve bulut bilişim sistemlerinin yalnızca hayali kelimeler olmadığı netleşti. Bunlar hızla standart çalışma modu haline gelmektedir.

Endüstrinin bu yeni ve hâlâ gelişmekte olan gerçekliğinin ışığında, her akıllı cihazın ortak üç ana unsura sahip olduğunu anlamak önemlidir: Fiziksel bir bileşen (mekanik veya elektronik), akıllı bileşenler (sensörler, işlemciler veya kontrol üniteleri) ve ağ bileşenleri. Bu elemanların birlikte çalışabilirliği, optimizasyon ve daha fazla otomasyon potansiyeli sunmaktadır.

Ve bu cihazlar ile etkileşim uzaktan (yani, bulut aracılığıyla) yapılabildiği için, üretim yöneticilerinin sadece bir bitkinin değil, birçoğunun bütünsel bir görüntüsünü kazanmalarına izin vererek, dinamik ad hoc ayarlamaları mümkündür. Sonuç kullanıcı tarafından yönetilen veri kontrolü, uzaktan işletim ve sürekli optimizasyondur.

Bu bağlanabilirlik seviyesiyle, veri toplama ve veri dağıtımı çağdaş otomasyon başarısının temel öğeleri haline gelmiştir. Peki bağlantının ötesinde, bulut bu denklemi nasıl oluşturuyor.

Anahtar IIoT’de

Bulut sistemleri popüler bir veri toplama noktasından daha fazlasıdır. Yapısının niteliği, fiziksel üretim sistemleriyle bağlantılı olarak üretim zincirine sağlam bir omurga sağlar. Ürün ve üretim veritabanlarını, süreçleri değerlendirmek için analiz platformlarını ve operasyon sırasında üretim makinelerini otomatik olarak kontrol etmek ve optimize etmek için akıllı üretim uygulamasını destekler.

Artık bulut yardımıyla toplanabilecek ve analiz edilebilecek tüm bilgilerin kontrol derecesi, verinin kurumsal kaynak planlaması (ERP), müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) ve ürün yaşam döngüsü (PLM), yönetiminden tescilli şirket verileriyle zenginleştirilebileceği anlamına geliyor. Ayrıca, harici veriler (enerji maliyetleri, trafik veya hava durumu verileri gibi) analiz sürecine entegre edilebilir.

Endüstri için, klasik IT uygulamalarına göre bulut servislerinin avantajı, yüksek seviye esneklikte ve özellikle sistemlerin ölçeklenebilirliğinde yatar. Buna ek olarak, yönetimi basitleştirerek maliyeti düşürür çünkü bulut sistemleri; donanım, operasyonel sistemler ve ağ sistemleri gibi basit yapıları standardize etmeyi bizlere sunar.

Buluta bağlantı

Şu anda bulut sistemlerine bağlanmak çok adımlı süreçleri gerektirir. Tipik olarak, bir programlanabilir lojik kontrolör (PLC), daha sonra bulutla bağlantı kurmadan önce bir tarihçiye veya arşive bağlanan bir denetleyici kontrol ve veri toplama (SCADA) sistemine bağlanır. Sonuç olarak, klasik merkezi kontrolör kullanan klasik otomasyon piramidi yavaş yavaş yok oluyor ve bu yeni “normal”in yolunu açıyor.

WAGO’nun PLC’leri (örneğin PFC100 gibi) doğrudan bulutla bağlantı kurarak tüm bu süreçleri ortadan kaldırıyor. Güvenli bir şekilde bağlandıktan sonra, bu PLC’ler sensörler ve saha ekipmanlarından veriye erişebilir. Ayrıca, mevcut kontrol cihazlarına Modbus, EtherNet / IP veya Profibus gibi endüstriyel fieldbus protokolleri üzerinden bağlanabilirler.

Güvenlik endişeleri, her zaman olduğu gibi, çok büyük öneme sahiptir ve bulut teknolojisinin hızla çoğalması için en büyük engel olmaya devam etmektedir. WAGO PLC’ler, TLS, VPN ve bir güvenlik duvarı içeren kapsamlı güvenlik sistemleri ile donatılmıştır. Tümleşik güvenlik duvarı onaylanmış bağlantılar için güncelleştirilmiş bir beyaz listeyi koruyacaktır. TLS 1.2 ile Linux tabanlı, şifreli teknolojilerin uygulanması için, bir IPsec veya OpenVPN bağlantısıyla, PLC’den doğrudan şifrelenmiş verilerin kullanımına izin vererek uygulanabilir.  Tüm bu sistemler, mevcut ve gelecekteki tehditleri engellemek için sürekli olarak güncellenmektedir. PLC’lerimizdeki bu yüksek seviyede entegre koruma, yüksek güvenlik sağlanabileceği anlamına gelir.

Ek olarak, WAGO PLC’leri, MQTT protokolü aracılığıyla iletişim kurabilir; bu, birçok bulut servis sağlayıcısının sahadaki cihazlarını buluta bağlamak için kullandıkları, gittikçe yaygınlaşan bir iletişim yöntemidir. Bu protokolün kullanılması, PFC denetleyici ailesi arasındaki bağlantıların Microsoft’un Azure IoT Suite, Amazon Web Services, IBM Bluemix veya WAGO bulutu gibi birden çok bulut hizmeti platformuna genişletme imkânı sunar. Basit bir açılır sekme, kullanıcılara her bir platform için gerekli alanları otomatik olarak sağlarken, istedikleri bulut hizmetini seçmelerine olanak tanır. Bağlam açısından zengin bilgiler gerektiren uygulamalar için, Sparkplug open standard, herhangi bir yapılandırma gerekmeden MQTT sunucularına bağlantı sağlar.

Açıkçası, aklınızı bulutlara çıkarmanın birçok yolu var; zor kısım ise bu sırada ayaklarınızı sağlam şekilde yere basabilmektir. Neyse ki, kullanıcıların IIoT’ye olan yakınlıkları büyüdükçe, uygulanan kolay çözümler, sistemin sürekliliği adına güçlü bir dayanak kazanmasını sağlıyor.

Endüstri 4.0

IoT çözümleri verimlilik kayıplarının önüne geçiyor

Yayın Tarihi:

-

Endüstriyel IoT teknolojisi 2030 yılına kadar dünya ekonomisine 14.2 trilyon dolar katkıda bulunacak. Skysens Kurucu Ortağı Burak Polat, endüstriyel alanlardaki en önemli sorunun verimlilik kayıpları olduğu ve IoT çözümleri ile bunun önüne geçilebileceği değerlendirmesinde bulunuyor.

Dünyada endüstriyel IoT kullanılması ile elde edilmesi beklenen verim artışının ortalama olarak yüzde 30’a ulaşması bekleniyor. Bu da maliyete dönüştürüldüğünde 2030 yılına kadar dünya ekonomisine 14.2 trilyon dolar katkı sağlayacak. Skysens Kurucu Ortağı Burak Polat, endüstriyel alanlardaki en önemli sorunun verimlilik kayıpları olduğu ve IoT çözümleri ile bunun önüne geçilebileceği değerlendirmesinde bulunuyor.

“Türkiye’deki seviye Endüstri 2.0 ile 3.0 arasında”

Kablosuz endüstriyel IoT alanında esnek, uygun maliyetli ve kullanımı kolay çözümleriyle fark yaratan Skysens’in Kurucu Ortağı Burak Polat, IoT çözümlerinin Türkiye’de ve dünyada kullanımına ilişkin yaptığı açıklamada “Dünyada endüstrinin gelişmiş olduğu Almanya, Danimarka, Rusya gibi ülkelerle kıyaslandığında Türkiye’deki dijitalleşme seviyesi ortalamanın altında kalıyor. TÜBİTAK’ın 2016 yılında 1000 özel sektör kuruluşuyla yaptığı çalışma, ülkemizdeki endüstriyel alanlardaki seviyenin Endüstri 2.0 ile 3.0 arasında olduğunu gösteriyor. Otomotiv, gıda, kâğıt, ilaç gibi üretim süreçleri çok hızlı olan fabrikalarda otomasyon bazlı sistemlerin kullanımları nispeten daha yaygın fakat pazarın geri kalanına bakıldığında dijitalleşme oranı oldukça düşük” diyor.

“El emeğinin yoğun olduğu tekstilde otomasyon kullanım oranları düşük”

Tekstil gibi el emeğinin çok yoğun olduğu fabrikaların dijitallik seviyelerinin -otomasyon sistemlerinin kullanım oranları- ise düşük olduğunu ifade eden Polat; “Bu tarz sektörlerde standart otomasyon sistemlerinin kurulması oldukça zor ve maliyetli oluyor; dolayısıyla verimliliği ve üretimi hem kalite hem de adet olarak ölçümlemek ve iyileştirme amaçlı aksiyon almak mümkün değil. Verimlilik tüm endüstrilerden bağımsız olarak; kaynak yönetimini; maliyetleri, kayıpları, üretim kalitesini etkileyen oldukça önemli bir konu. Küçük ya da büyük tüm endüstriyel alanların verimliliği ölçümlemeye ihtiyacı var. Şirketler bu ölçümlemeyle elde edeceği detaylı analiz ve raporlamalar sayesinde geleceğe yönelik yatırım kararını mantıklı şekilde verebilir. IoT çözümlerinin yaygınlaşmasıyla verimlilik takibi yapmak eskisinden daha kolay hale geliyor.

Kablosuz sistemler, alternatif teknolojiler ve entegre yazılımların gelişmesi ile fabrikalarda daha ulaşılabilir, daha pratik sistemler kullanılabiliyor.

Skysens olarak biz de sunduğumuz çözümlerle müşterilerimize verimliliklerini artırabilecekleri ve anlık olarak üretim alanlarını takip edebilecekleri düşük maliyetli çözümler sunuyoruz. Şu ana kadar tamamladığımız projelerde verimlilik artışlarının yüzde 20 ile yüzde 40 arasında değiştiği sonuçlarına ulaştık” diye belirtiyor. 

Devamını Oku

Endüstri 4.0

Bulut teknolojileri hayatımızda neleri değiştiriyor?

Yayın Tarihi:

-

Yarının kentlerinde dijital altyapı demek hiç tereddütsüz “bulut bilişim” demek. Kentleşme hızla sürüyor ve 2045 yılına gelindiğinde dünyada yaklaşık 6 milyar insanın kentlerde yaşayacağı tahmin ediliyor. Akıllı park alanları, akıllı asansörler, sürücüsüz otomobiller, trenler ve metro sistemleri, akıllı sistemlerle yönetilen çiftlikler, enerji santralleri ve dağıtım sistemleri vs. Bunların hepsi bulut altyapısı sayesinde daha kolay ve güvenli şekilde yönetilirken, sürekli toplanan veriler anında analiz edilerek çok daha verimli ve etkin bir çalışma sistemi yaratılacak. 

Veri analizi, yapay zekâ ve diğer ileri teknolojiler yayıldıkça özellikle küçük ve orta ölçekli şirketlerin operasyonları dönüşüm geçirecek. Pek çok farklı ekosisteme hizmet eden binlerce farklı bulut platformundan oluşan “sanayi bulutu” ise neredeyse tüm KOBİ’lerin ana yatırım ve altyapı kalemi haline gelecek. Örneğin “önleyici bakım” bulut sistemleri, bir şirketin hizmet veya üretim hattındaki olası sorunları önceden kestirip gerekli uyarı, bakım ve tamir süreçlerini otomatik olarak harekete geçirerek işlerin kesintisiz sürmesini sağlayacak. Benzer şekilde buluttaki merkezi bankacılık yazılımları, saniyede yüzbinlerce işlemi tarayarak olası yolsuzlukları anında tespit edip, gerekli süreçleri devreye alacak. Kısacası buluttaki veri analiz ve takip sistemleri, birer destek birimi olmaktan çıkıp operasyonlarda ana omurgayı oluşturacak

Yapay zekâ buluttan seslenecek

Bugün için “yükselen” teknolojilerden biri sayılan yapay zekânın buluta taşınması ve 10 yıllık süreçte özellikle mobilde kullanılır hale gelmesi, bulut bilişim sayesinde mümkün olacak. Neticede 2011’den beri en büyük BT platformu olan mobilin egemenliği söz konusu. Kapladığı yer hızla artan e-posta, mesajlaşma, internette gezinme ve medya işleme görevleri için gereken işlemci gücünün önemli bir bölümünün buluttaki sunuculardan sağlanacağı, artık genel kabul gören bir öngörü. 

Hızlı tepki süresine ihtiyaç duyan yapay zekâ uygulamalarının talep ettiği; özellikle de yapay zekânın “öğrenme” sürecinde gerekecek olan; işleme gücü böylece mobil cihazla bulut arasında paylaştırılmış olacak. Özetle eğitimini “bulut”ta sürdürecek olan yapay zekâ; öğrendiklerini mobil cihazlar üzerinden gerçek hayata yansıtacak. 

Veri tüketimi şekil değiştiriyor

Her saniye yaratılan ve tüketilen veriler 10 küsur yıl içinde artık tamamen bulutta saklanıyor olacak. Ancak bir farkla: Bugün ağırlıkla eğlence amaçlı kullanılan ve bulutta barındırılan videoların toplam hacmi geometrik olarak artacak olsa bile; güvenlik, takip ve reklam amaçlı videolar bulutta en büyük yeri işgal edecek.

Bulut bilişim yeni bir fikir değil ancak toplumları götürebileceği nokta tahminlerin ötesine geçmiş durumda. Gelecek 10 yılda da bugünkü öngörülerin çok daha ötesinde bir noktaya ulaşılması olası.

Devamını Oku

Endüstri 4.0

Rakamlarla nesnelerin interneti

Yayın Tarihi:

-

Yazar:

Nesnelerin interneti olarak bilinen IoT, nesnelerin birbirleriyle veya daha büyük sistemlerle bağlantılı olduğu iletişim ağıdır. Bu kavramın son yıllarda daha sık karşımıza çıkmasında, IoT’nin geleceğin en güçlü büyüme unsurlarından biri olarak gösterilmesi rol oynamıştır.

Nesnelerin interneti teknolojilerine olan ilgi çığ gibi büyüyor. Yapılan araştırmalara göre sektör hacmi yakın zamanda 1 trilyon doları aşacak. IDC tarafından yayımlanan son rapor da bu iddiaları güçlendiriyor. IDC’ye göre, 2020’ye gelindiğinde nesnelerin interneti 1 trilyon dolarlık pazara sahip olacak. 2021 yılında ise 1,1 trilyon dolarlık işlem hacmi bekleniyor.

Nesnelerin interneti teknolojileri ile geliştirilen donanım, yazılım, güvenlik ve finansal hizmet pazarının bu yıl sonuna kadar 674 milyar dolar hacmine ulaşması öngörülürken, gelecek yıl için yapılan tahmin ise 772,5 milyar dolar seviyesinde.

Zion Market Research’ün yaptığı son çalışmaya göre de, Endüstriyel İnternet (IIoT) pazarının küresel büyüklüğü 2017 yılında 145.81 milyar dolar olarak hesaplandı. Pazarın 2023 yılında yaklaşık 232.15 milyar dolara ulaşması beklenirken, 2018 ve 2023 yılları arasındaki büyüme oranının yaklaşık %8,06 olacağı öngörüldü.

2020’de 50 milyar cihaz birbirine bağlanacak

Cisco’nun tahminine göre, bugün itibariyle 15 milyar olan bağlantılı cihaz sayısı, 2020’ye kadar dünya genelinde 50 milyara ulaşacak. GE’nin tahmini de 2020’de 50 milyar cihazın internete bağlanacağı yönünde. Intel ise bu konuda daha agresif bir tahmin ileri sürerek, 2020’ye kadar 200 milyara yakın cihazın bağlantılı olacağını iddia ediyor. Ocak ayında düzenlenen Dünya Ekonomi Forumu’nda yayınlanan Accenture’ın raporunda ise Endüstriyel İnternet’in 2030 yılında küresel ekonomiye 14 trilyon dolar ekleyebileceği belirtiliyor.

Business Insider’ın 2018 yılında yayınladığı 2016 ve 2017’yi kıyaslayan IoT raporunda, 2025’te 55 milyardan fazla IoT cihazı olacağı tahmin ediliyor. Dünya çapında 400’den fazla anahtar konumdaki yöneticiden derlenen bilgilere göre, son birkaç yıldır adeta bir trend haline gelen IoT, zamanla daha da popülerleşecek ve şu anki pazar hacmini altıya katlayacak. Raporda en çok dikkat çeken detaylardan birisi ise firmaların orta vadede IoT yatırım planlarını daha büyük ölçeklere taşımış olmaları. Raporda, 2017 ve 2025 arasında 15 trilyon dolara yakın bir IoT yatırımı yapılacağı belirtiliyor.

Pazar lideri Çin

Dünya çapında mobil operatörlerin çıkarlarını temsil eden bir organizasyon olan GSMA tarafından yayınlanan rapora göre endüstriyel IoT pazarında Çin’in üstünlüğü her geçen gün artıyor. Bunun başlıca nedeni olarak sektörün devlet tarafından güçlü bir şekilde desteklenmesi ve Çin’de hızla gelişen makine öğrenmesi teknolojisi gösteriliyor.

GSMA’ya göre Çin, IoT pazarının üçte birini oluşturuyor. 2025 yılında tüm dünyada 13,8 milyar IoT bağlantılı cihazın bulunacağı, bu cihazların 4,1 milyarının Çin’de bulunacağı öngörülüyor.

Bu kadar hızlı büyüyen IoT’nin bu hızını koruyabilmesi için bazı engelleri aşması gerekiyor. Bu engellerin en başında ise güvenlik kaygıları geliyor.

En önemli harcama kalemi “güvenlik”

Nesnelerin İnterneti (IoT) tabanlı saldırılar günümüz siber dünyasının en büyük güvenlik sorunlarından birini oluşturuyor.

HP’nin 2015’te yaptığı bir IoT araştırması; o dönemde, bulut ve mobil uygulama bileşenleri kullanan cihazların %80’inin parolalarının yeterli karmaşıklık ve uzunluk gerektirmediğini, ayrıca cihazların %70’inin şifrelenmemiş şebeke hizmeti kullandığını ortaya koydu. HP’nin bu raporundan bir yıl sonra, Ekim 2016’da Kuzey Amerika’da meydana gelen ve internetin bazı kısımlarını kullanılmaz hale getiren “Hizmet Reddi” (DNS) saldırısı, siber saldırılara karşı alınması gereken güvenlik önlemlerinin önemini artırdı.

Dünyanın önde gelen araştırma kuruluşlarından biri olan Gartner tarafından yapılan yeni bir araştırma ise kuruluşların yaklaşık %20’sinin son üç yılda, en az bir IoT tabanlı saldırıya maruz kaldığını ortaya koydu.

Güvenlik harcamaları %28 arttı

Gartner’ın Mart ayında yayınladığı “Forecast: IoT Security, Worldwide 2018” adlı rapora göre, nesnelerin interneti cihazlarına güvenlik sağlamak giderek pahalılaşıyor. Analist firma, 2017 yılında 1,2 milyar dolar olan IoT güvenlik harcamalarının 2018 yılında %28 artışla 1,5 milyar dolara ulaşacağını belirtirken, IoT güvenliğinin 2021 yılında 3.1 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Sensörler, robotlar ve uzaktan bağlantı sunan akıllı cihazların, genellikle bulut tabanlı hizmetler üzerinden kullanılması ve otomasyonun geliştirilmesi, Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IoT) ya da Dördüncü Sanayi Devrimi olarak tanımlanan dönüşüm kapsamında değerlendirildiğinde; IoT güvenliği enerji, petrol, gaz, ulaştırma ve üretim gibi operasyonel teknolojiyi kullanan sektörleri birinci derecede etkiliyor.

Gartner, dünya çapındaki güvenlik harcamalarında yıllık olarak istikrarlı bir artış öngörüyor. Ancak IoT için 2020 yılına kadar bu durum geçerli değil. IoT güvenliğine yönelik büyümenin önündeki en büyük engel olarak, IoT güvenlik planlamasında güvenlikle ilgili üçüncü parti uygulamalara öncelik verilmesi gösteriliyor. Rapora göre, bu durumun IoT güvenliği üzerindeki potansiyel harcamayı %80 oranında engelleyeceği bildiriliyor.

Makoto Consulting Group danışmanlarından Steven Perry ise, IBM “The developer Works” için hazırladığı makalesinde, güvenliği ciddiye alan IoT cihaz üreticileri olduğunu ancak ucuz cihaz üreticilerinin ürünü hızlı kurmayı kolaylaştırmaya odaklandıklarının üzerinde duruyor. Perry, birçok IoT cihazının şifrelemeyi desteklemediğini belirtirken, kullanmayı düşündüğümüz cihazları araştırırken şifrelemenin yeterli ölçüde sağladığından emin olmak için ödevimizi gerçekten iyi yapmamız gerektiğini de vurguluyor.

Gartner, IoT güvenlik deliklerinin, özellikle ağır bir şekilde düzenlenmiş olan sağlık ve otomotiv gibi endüstriler için gelecekte ele alınacağını tahmin ediyor. Gartner ayrıca 2021 yılına kadar, IoT güvenliğinin, endüstri ve hükümet yönetmeliğine uyma gereği nedeniyle giderek artacağını öngörüyor.

Raporda, 2021 yılına gelindiğinde, mevzuata uygunluğun IoT güvenlik sektörü için odak noktası haline geleceği tahmin ediliyor. Üreticilerin, kritik altyapı korumasını geliştirmeyi amaçlayan çeşitli yönetmeliklere uymak zorunda kalmaları, IoT güvenliği yatırımlarının hız kazanmasında en önemli faktör olarak göze çarpıyor.

Fırsatları doğru değerlendiren şirketler daha mı başarılı olacak?

Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IoT) teknolojileri, sağlık, perakende, otomotiv ve taşımacılık dahil olmak üzere birçok sektörü dönüştürmeye hazır durumda ve bu endüstriler için, güvenilirliği, üretimi ve müşteri memnuniyetini önemli ölçüde artırması bekleniyor.

Ancak arabaları, evleri, giyilebilir teknolojileri, günlük kullanım ürünlerini, şehirleri hatta stadyumları “bulut”a bağlayan IoT bu kadar popüler olmasına ve sürekli kullanılmasına rağmen tüketicilerin %80 gibi büyük bir oranı, hâlâ IoT’nin ne anlam ifade ettiğini ve IoT’den nasıl yararlanacaklarını bilmiyorlar.

Gartner Araştırma Başkan Yardımcısı Mark Hung, nesnelerin internetinin iş ve teknolojide en tanıdık ve belki de en çok hecelenen ifadelerden biri haline geldiğini, IoT’nin en büyük engelinin, çoğu işletmenin bu teknolojiyle ne yapacağını bilmemesi olduğunu ileri sürüyor.

Bu nedenle IoT teknolojilerinin ve çözümlerinin, yeni iş modelleri için operasyonel iyileştirmelerin, yeni geliştirilmiş ürün ve hizmetler ile nasıl fırsatlar yaratacağını anlayan şirketlerin, bu süreçte başarılı olacağı öngörülüyor.

Devamını Oku
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com