Connect with us

Araştırma ve Teknoloji

Her ölçekte binaya enerji verimliliği

Yayın Tarihi:

-

Siemens Akıllı Altyapılar’ın (SI) entegre bina yönetimi platformu Desigo CC’nin sahip olduğu teknoloji, bina operatörlerinin enerji verimliliğini artırmalarına imkân verirken, bina kullanıcılarının konfor ve güvenliğini de sağlıyor.

V4 versiyonuna yükseltilerek daha geniş çeşitlilikte binalarda kullanıma uygun hale getirilen Desigo CC, yangın güvenliği, enerji yönetimi, aydınlatma, HVAC ve fiziksel güvenlik de dahil disiplinler arası destekle donatıldı. Desigo CC’nin sahip olduğu teknoloji konuttan ticari binalara ve eğitim ile sağlık tesislerine kadar her yapıyla uyumlu olma özelliği taşıyor. Bu teknoloji, binaların içinde yaşayanlarla etkileşim kurabilme ve binadan topladığı verileri analiz ederek değişen ihtiyaçlara uyumlu yaşam ortamı sağlama becerisine sahip.

Desigo CC’nin ürün portföyünü genişleterek tasarlanan Desigo CC Compact ürünü ise küçük ve orta ölçekli binalarda kullanım için hassas ölçeklendirme ve esneklik sağlıyor. Desigo CC Compact, küçük ve orta ölçekli binalara odaklanan 3 yazılım sürümüyle, kullanıcılara seçim yapma olanağı sunuyor. Örneğin kullanıcıların HVAC’a odaklanarak projelerini verimli bir şekilde yürütmelerini sağlıyor. Bununla birlikte Desigo CC Compact’ın tehlike yönetimine yönelik ikinci yazılım sürümü, yangın ve güvenlik standartlarını desteklerken elektrikli uygulamalara yönelik Desigo CC Compact da Mühendislik Aracı Yazılımı (Engineering Tool Software-ETS) projelerinin otomatik kurulumu ve yerel KNX entegrasyonu ile elektrik tesisatçıları için verimli operasyonlar sağlıyor.

Verimli enerji sistemi için Powermanager modülü
Desigo CC bina yönetim platformunun en yeni versiyonu enerji sistemlerinde tüketimi, enerji kalitesini ve tutarlılığı yönetmek için Powermanager modülüyle sunuluyor. Yeni eklenen modül, alarm fonksiyonuyla kombinasyon halindeki gösterge panelleriyle, eyleme geçme ihtiyacını kolay bir şekilde belirlemeye ve tahmin etmeye yardımcı oluyor. Desigo CC V4, Powermanager modülüne ek olarak operatörlerin birden fazla binadaki alarmları ve olayları kontrol etmesini ve harekete geçmesini sağlayan yeni, sezgisel bir bulut uygulamasına da sahip.

İyileştirilmiş bağlanabilirlik ve kullanım
Desigo CC V4, halihazırda kullanılabilen BACnet, OPC, Modbus ve SNMP modüllerine ek olarak, IP ve M-bus TCP/IP üzerinden KNX için yeni bağlantı genişletme modülleri gibi alt sistemlerin hızlı entegrasyonuna imkân veriyor. Bir dizi kitaplık aracılığıyla, ortak bina otomasyon cihazlarını özel grafik şablonları ile bağlamak ve tanımlamak mümkün oluyor. Bu, aydınlatma ve sayaçların izlenmesi gibi çok çeşitli uygulamalar için somut faydalar sunuyor ve mühendisliğin kolaylaşmasına yardımcı oluyor. Bunun ötesinde Desigo CC, herhangi bir işletim sistemine ve web tarayıcısına sahip dizüstü bilgisayarlar ve tabletlerde bulunan Flex Client ile yeni bir HTML5 web tabanlı istemci sunuyor. Kullanıcılar artık olası çalışma ortamlarını artıran bir dokunmatik arayüze de sahip oluyor. Bu inovasyonların yanı sıra Desigo CC V4, Bina Bilgisi Modelleme (Building Information Modeling-BIM) modülüyle de donatılıyor. Bu, bir binanın gerçek zamanlı değerler, 3D modeller ve 3600’lik görüntülerle doğrudan görselleştirilmesini mümkün kılarak bir bina otomasyonunun her adımında kontrol sağlıyor. Kullanıcılar konum belirleme etiketlerinden ve ürün verisi sayfalarından istedikleri an verilere ulaşabiliyor.

Araştırma ve Teknoloji

Elektrikli otomobil üretimine Türkiye imzası

Yayın Tarihi:

-

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) Bilişim Vadisi’nde gerçekleştirdiği ‘Yeniliğe Yolculuk’ buluşmasında, kuruluşundan bugüne geçen 18 ayda aldığı mesafeyi ve Türkiye’de teknolojik dönüşüme nasıl öncülük edeceğini paylaştı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile perakende, otomotiv, telekomünikasyon ve tüketici elektroniği gibi farklı alanlarda deneyimleri olan Anadolu Grubu, BMC, Kök Grubu, Turkcell, Zorlu Grubu’nun sinerjisi ve daha önce Türkiye’de benzeri olmayan bir iş birliği modeliyle kurulan TOGG, otomotivin mobilite ekosistemine dönüştüğünün habercisi ilk ön gösterim araçlarını ülkemiz ve dünya sahnesine çıkardı.

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) 2022 yılında üretimine başlayacağı, geliştirme süreci devam eden C-SUV modelinin ön gösterim versiyonunu tanıttı. Gebze’deki Bilişim Vadisi’nde gerçekleşen Yeniliğe Yolculuk Buluşmasında C-SUV modeliyle birlikte bir de C- Sedan konsepti gösterildi.

Resmi kuruluşu 28 Haziran 2018’de gerçekleşen ve kuruluşundan 18 ay sonra tasarım ve mühendislik çalışmalarının geldiği noktayı gösteren ilk ön gösterim aracını ve Sedan konseptini gün ışığına çıkaran TOGG, Türk Otomotiv endüstrisinin kalbi olan Bursa’nın Gemlik ilçesinde kurulacak fabrikasının temelini 2020 yılında atacak. 2030 yılına kadar ise fikri ve sınai mülkiyet hakları tamamen kendisine ait bir ortak e-platform üzerinde 5 farklı model üretecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Üyeleri, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve TOGG Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu hissedarları, İş dünyası temsilcileri ile TOGG çalışanları ve yakınlarının katıldığı 2 bin kişilik bir davetli topluğuyla gerçekleşen buluşmanın sonunda sahneye çıkan Türkiye’nin ilk otomobilleri büyük bir coşku ve beğeniyle karşılandı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 2023 hedefleri içinde stratejik öneme sahip projelerden biri olarak değerlendirilen Türkiye’nin Otomobili, hedeflenen teknolojik dönüşümün de öncülerinden olacak.

Projenin hemen başında 2 ayrı özgün patenti kayda geçirerek iddiasının altını çizen TOGG, birçok ‘ilk’ ve ‘en’leri ile de Türkiye’de mobilite ekosisteminin akıllı cihazlar etrafında gelişimi harekete geçirecek. Üretime başlayacağı 2022 yıllı itibariyle de Avrupa’nın klasik olmayan doğuştan elektrikli ilk SUV üreticisi olarak endüstride yerini alacak.

Yarım asırlık hayale bir adım daha yaklaştık

TOBB Başkanı ve TOGG Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, törende yaptığı konuşmada Türkiye’nin yarım asırlık hayaline bir adım daha yaklaştıklarını söyledi. Hisarcıklıoğlu sözlerine şöyle devam etti: “2017’de TOBB Genel Kurulu’nda sayın Cumhurbaşkanımız bize bir çağrı yapmış ve bu işi bizim üstlenmemizi istemişti. Biz de yola çıktık ve babayiğitlerimizi bir araya getirdik. Rabbimize şükürler olsun, verdiğimiz sözün arkasındayız. Otomotiv sektörü kabuk değiştiriyor. Ve bizim için yeni bir fırsat penceresi açılıyor. 1960’larda bu fırsatı kaçırmıştık. Devrim arabasına sahip çıkamamış ve Türkiye’nin otomobili yapamamıştık. Bugüne kadar çok denedik, çok konuştuk ama başaramadık. Ama bu sefer Allah’ın izniyle başaracağız.”

Bir otomobilden fazlasını yapıyoruz

“Niye Türkiye’nin otomobili diyoruz biliyor musunuz?” diyen Hisarcıklıoğlu, “Çünkü sadece üretilmeyecek, markası da bizim olacak, patenti de bizim olacak, tasarımı da bizim olacak. Lisans almayacağız, lisans satacağız. Montaj yapmayacağız, montaj yaptıracağız. Başkasının patenti için çalışmayacağız, kendi patentlerimiz için yabancı mühendisleri çalıştıracağız. Allah’ın izni, milletimizin inancı, sonra Cumhurbaşkanımızın destekleriyle bu işi başaracağız. 2022’de de inşallah ilk aracımızı hep birlikte banttan indireceğiz. İşte bu yüzden, Türkiye’nin Otomobili, sadece yerli marka araba yapmak değildir. Türkiye’nin Otomobili bir otomobilden daha fazlasıdır. Türkiye’nin Otomobili meydan okumadır. Türkiye’nin Otomobili teknolojik dönüşümdür, küresel markadır, 20 bin ilave istihdamdır, 7,5 milyar dolar daha az cari açıktır. Gayri safi milli hasılaya 50 milyar dolar katkıdır.”

Dönüşüm daha yeni başladı

Yeniliğe Yolculuk buluşmasında otomotivin mobilite ekosistemine dönüşümünü anlatan TOGG CEO’su M. Gürcan Karakaş da, dünyada oyunun kurallarının değiştiğine vurgu yaparak ‘Türkiye’nin Otomobili’ projesine doğru zamanda ve doğru yerde start verildiğini söyledi. Teknoloji alanında, sosyal alanlarda ve düzenleyici kurumların kararlarında etkisi yoğun

biçimde hissedilen mega trendlerin otomobili ev ve işten sonra yeni bir yaşam alanına dönüştürdüğünü ifade eden Karakaş, “Bu dönüşümle otomotivdeki kâr havuzları el değiştiriyor. Sektörde büyüme talep bazlı mobilite, veri bazlı iş modelleri, otonom ve paylaşım çözümleri gibi daha kârlı yeni işlerden gelecek” diye konuştu. Karakaş, “Dünyada elektrikli ve bağlantılı otomobil yarışında herkes yolun başında. Bu yarışta çevik, yaratıcı, iş birliğine açık ve kullanıcı odaklı organizasyonlar başarılı olacak. Biz de doğru zamanda doğru yerdeyiz” diye sözlerine devam etti.

Üretecekleri ilk aracın bir SUV olduğunu belirten Karakaş, bunun nedenini ise şöyle anlattı:

Dünyada ve Türkiye’de son 5 yılda en hızlı büyüyen ve gelecek 5 yılda en hızlı büyüyecek segment SUV. Bunun yanında Türk tüketicilerinin sahip olmayı en fazla istediği ancak yerli alternatifin yok denecek kadar az olduğu bu segmentin beğenilen bir marka oluşturmak için en uygun başlangıç olduğunu biliyoruz.”

Fikri ve sınai mülkiyet hakları yüzde 100 Türkiye’nin

Türkiye’nin Otomobili’nin fikri ve sınai mülkiyet haklarının yüzde 100 Türkiye’ye ait olduğunu belirten M. Gürcan Karakaş, “Profesyonel bir bütünlükle, Türkiye’nin küresel markasını ortaya çıkarmak için var gücümüzle ve dünyanın en iyileriyle çalışıyoruz. Daha yola çıkarken 15 yıllık yol haritamızı adım adım planladık. Ortalama iş tecrübeleri 10 yılın üzerinde, işinin ehli, işine adanmış, küresel tecrübesi olan, ağırlıklı mühendislerden kurulu bir ekip oluşturduk. Her geçen gün büyüyen ekibimiz 114 kişiye ulaştı. Çevik, hızlı kararlar alabilen bir organizasyon oluşturduk ve kullanıcı odaklı bir yaklaşım benimseyerek, her faaliyetimizde pazar ve kullanıcı beklentilerine kulak veriyoruz. Ülkemizin tüm tecrübe ve yetkinliklerini önemsiyoruz. Varsa ülkemizdeki, ülkemizde henüz yoksa dünyadaki en iyi iş ortaklarını bulup onlarla kendi mühendislerimizin yönetiminde iş birliği yaptık, yapmaya devam ediyoruz. En önemlisi, dünyanın önemli oyuncularını inceleyerek ve kıyaslayarak belirlediğimiz “olmazsa olmaz başarı kriterlerinden” taviz vermeden yol alıyoruz. Yeni bir otomobil markasını inşa ederken aynı zamanda küresel bir marka ortaya çıkarıp dünya ile rekabete giriyoruz. Geniş ürün gamıyla, tasarımsal cazibesi, teknolojik yetenekleri, endüstriyel gücü ve kültürümüzden ilham alan detayları ile Türkiye’nin Otomobili’ne kavuşacağız” dedi.

Teknolojik dönüşümü gerçekleştirmek için ülkelerde uygulama platformlarına ihtiyaç duyulduğunun altını çizen Karakaş “Otomobilin akıllı bir cihaza dönüşmesi sürecinde ortaya çıkacak yeni teknoloji ve yeni iş fikirlerinin uygulanabilmesi, kullanıcılara ulaştırılabilmesi için bir platform haline geleceğiz. Teknolojinin zirvesinde gezinen, mühendisliği ile meydan okuyan, Türkiye’nin üretim gücü ve yetkinlikleriyle ortaya çıkan ‘Türkiye’nin Otomobili’ etrafında oluşacak mobilite ekosistemimiz birçok yeni iş modellerini ve girişimleri tetikleyecek. Bunun dünyada da ses getireceğine inanıyoruz” diye konuştu.

Cep telefonundaki dönüşüm otomobilde de yaşanıyor

Türkiye’nin Otomobili’nin, beraberinde bir mobilite ekosisteminin oluşmasına da olanak sağlayacağını söyleyen M. Gürcan Karakaş, “Müşteri beklentileri değişiyor, cep telefonlarının akıllı telefonlara dönüşümünde yaşananlar otomobil dünyasında yineleniyor. Otomobil akıllı bir cihaza, yeni bir yaşam alanına dönüşüyor. Bu trendi gözeterek geliştirdiğimiz otomobilimiz

bir teknoloji platformu olarak birçok sektörde yeni girişimlerin uygulama alanı olacak ve dünyaya açılmalarının önünü açacak” diye konuştu.

Karakaş, “Klasik otomotiv endüstrisi, yerini daha güvenli, verimli, zaman kazandıran ve ulaşım bütünlüğü sağlayan mobilite ekosistemine bırakıyor. Klasik dünyanın büyük otomotiv şirketleri dönüşmekte zorlanırken daha çevik, yaratıcı, iş birliğine açık, kullanıcı odaklı TOGG’un da içinde yer aldığı yeni girişimlerin otomotiv endüstrisinin kâr havuzundan alacağı pay her geçen gün daha fazla artıyor. TOGG Türkiye’de tedarik sanayiinin de dönüşerek geleceğin mobilite dünyasında varlığını sürdürmesine öncülük ederek katkıda bulunuyor” dedi.

Konuşmasında küresel bir marka oluşturma hedeflerini de ifade eden TOGG CEO’su Karakaş, tıpkı üründe olduğu gibi marka çalışmalarına da pazar araştırmasıyla başladıklarını, hedef kitleyi belirleyip müşterilerin beklentilerini bilinçaltı boyutunda anlamak için ileri araştırmalar yaptıklarını anlattı. “Marka özümüzü bu doğrultuda tanımladık” diyen Karakaş, “Şu anda

marka adını belirleme ve test etme aşamasındayız, önümüzdeki yılın ortasına kadar da tamamlayacağız. Özgün, güçlü, özgüvenli, dönüşen, dönüştüren, samimi ve yenilikçi bir öze sahip olması gereken marka ismini belirlerken çekici, kültürel ve global dile uygun ve tescil edilebilir olması önemlidir” şeklinde konuştu.

“TOGG tasarım ekibinin yanında deneyimli tasarımcı Murat Günak da vardı”

TOGG’un ‘Yeniliğe Yolculuk’ buluşması sunumunun sonunda, ilk kez gün ışığına çıkan Türkiye’nin Otomobili’nin tasarım sürecini de anlatan Gürcan Karakaş, tasarım hedeflerini ve aracın teknik tanımını pazar araştırmalardan çıkan sonuçlara dayanarak 6 kişilik TOGG ekibiyle gerçekleştirdiklerini belirterek “Hem başlangıçta yerli ve yabancı 18 olan tasarım evi sayısının 3’e indirilmesinde, hem nihai tasarım temasının oluşumunda hem de bu temayı 3 boyutlu hale getiren Pininfarina’nın seçimi sürecinde dünyaca ünlü tasarımcımız Murat Günak’tan destek aldık. Kültürümüzden ilham alarak geliştirdiğimiz ve sahibi olduğumuz özgün tasarımımızı eylül ayında uluslararası boyutta tescil ettirdik” dedi.

  1. Gürcan Karakaş sözlerinin sonunda, #Yeniliğeyolculuk’un aynı zamanda #YeniLige yolculuk olduğunu ve TOGG’un küresel mobilite dünyasının yeni liginde Türkiye’yi gururla temsil edecek ilk şirket olacağını vurguladı. Sözlerini “Yeniliğe yolculuğumuza eşlik ettiğiniz için teşekkür ederiz, yeni lige hoş geldiniz” diye tamamladı.
Devamını Oku

Araştırma ve Teknoloji

Microsoft 2019 siber güvenlik trendi öngörülerini açıkladı

Yayın Tarihi:

-

Microsoft, 2019 ve sonrası için, siber güvenlik en yeni trendleri açıkladı. Yapay zekâ, bulut bilişim, kuantum bilişim, botnet’ler ve fidye yazılımlar siber güvenliğin temel konuları olacak.

Yeni teknolojiler, şirketlere yeni yetenekler kazandırırken yeni nesil tehditleri de beraberinde getiriyor. Microsoft, siber tehditlerin üstesinden gelmek için, 2019’da kullanılacak yöntemleri ve güvenlik öngörüleriyle ilgili ayrıntılı bir açıklama yaptı.

Yapay zekâ, siber güvenlik için en önemli araç olacak

Dünya çapında yapay zekâ harcamalarının 2020 yılına kadar 46 milyar dolara ulaşması öngörülürken, bu büyümenin yüzde 25’i bankacılık ve finans güvenliği alanlarında gerçekleşecek. Ortadoğu ve Afrika’da 2017 yılında 37,5 milyon dolar olan yapay zekâ pazarının, 2021 yılında 100 milyon doları aşması bekleniyor. Her ne kadar siber suçların 2021 yılına kadar dünyaya 6 trilyon dolara mal olması beklense de yapay zekâya dayalı çözümlerin küresel ekonomiye 15,7 trilyon dolara kadar katkıda bulunması öngörülüyor.

Siber güvenlik için bulut olmazsa olmaz

Bulut bilişimde siber güvenlik harcamalarının 2021 yılına kadar 3,5 milyar dolara çıkması bekleniyor. Türkiye’deki bulut hizmetlerinde yapılan harcamaların da yüzde 37,4 büyümesi öngörülüyor. 2019’da, hacker’lar giderek daha karmaşık güvenlik önlemleri alarak çalışmalarını hızlandıracak. Hacker’lar için kolay hedef olarak adlandırılan sistemlerin başında, güvenlik açığı olan bulut uygulamaları geliyor.

Botnet ve fidye yazılımlar

“Robot” ve “network” kelimelerinin birleşimi olan botnet’lere, bilgisayar korsanlarının bir seferde çeşitli cihazların kontrolünü ele geçirmesine olanak veren kötü amaçlı yazılımlar bulaşabiliyor. Türkiye, içinde bulunduğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgesi genelindeki tüm botların yüzde 18,5’ini barındırıyor. 1139 internet kullanıcısına düşen 1 botla Türkiye, en fazla toplam bot bulaşma oranına sahip ülke konumunda. 2019’la birlikte sezgisel teknikler de botnet’lerle mücadelede en etkili araçlar olacak.

Geçtiğimiz yıl wannacrypt virüsünün 230.000’den fazla bilgisayara bulaşması hâlâ etkisini koruyor. Buna benzer fidye yazılımları, 2019 yılında da siber suçlular tarafından kullanılan popüler yöntemler olmaya devam edecek. 2020 yılına kadar kurumsal saldırıların yüzde 25’inden fazlasının IoT üzerinden gerçekleşmesi ve IT güvenlik bütçelerinin %10’unun IoT’ye ayrılması bekleniyor.

Devamını Oku

Araştırma ve Teknoloji

Renault Trucks, Optifleet’in mobil versiyonunu tanıttı

Yayın Tarihi:

-

Renault Trucks tarafından geliştirilen filo yönetim çözümü Optifleet, artık mobil versiyonuyla hizmette. Böylece filo yöneticileri, operasyonları sırasındaki tüm filo bilgilerine her yerden, her an erişim sağlayabiliyorlar.

 Renault Trucks’ın filo yönetimi çözümü Optifleet, operatörlerin filodaki araçlarını ve sürücülerini her an izleyebilmesini sağlıyor. Bu sayede taşımacılık operasyonlarının zamanında yönetilmesiyle ana gider kalemlerinin gözlenmesi ve tasarruf önlemlerinin geliştirilmesi mümkün oluyor. Tüm avantajlarının yanı sıra artık Optifleet’in mobil versiyonu da sunuluyor. Optifleet, yeni ara yüzü sayesinde cep telefonları veya tabletlerle uzaktan kullanılabiliyor.

Optifleet uygulamasının basitleştirilmiş ara yüzü, filo yöneticilerinin araçlarına bir tıklama ile erişmesini ve sorunsuz bir şekilde operasyonlarını yürütmesini (My fleet now) veya sürücülerin bireysel sürüş ve kamyon kullanımını izlemelerini (Ecoscore) sağlıyor. Operatörler, filoyla ilgili bilgilere zamanında ulaşarak beklenmedik durumlara hızlı bir şekilde müdahale edebiliyor. Lojistik şirketlerinin, sürücü davranışını optimize etmelerine, filoları etkili bir şekilde yönetmelerine ve işletme maliyetlerini kontrol etmelerine yardımcı olmak için üç ayrı modül bulunuyor:

– Optifleet Check / Kontrol modülü, özellikle yakıt tüketimini ve CO2emisyonlarını azaltmak üzere yararlı olan teknik araç bilgilerini sağlıyor. Yakıt tüketimi, rölantide geçen zamanın yüzdesi, frene basma sayısı, deponun yakıt seviyesindeki önemli değişiklikler gibi bilgiler gösteriliyor. Sürüş davranışlarını izleyen, analiz eden ve yakıt tüketimini azaltmak için çözümleri tanımlayan Ecoscore özelliği de bu modüle dahil.

– Optifleet Map / Harita modülü, araçların coğrafi konumunu gösteriyor. Araçların konumu, hızı, yönü, sürücü bilgileri gerçek zamanlı olarak saptanıyor. Kilometre ve zamanı optimize etmek üzere sürüş rotalarını ve araçların güzergâh geçmişini analiz ediyor. Böylece gereksiz kilometreleri önlemek için güzergâhlar optimize edilebiliyor.

– Optifleet Drive / Sürücü modülü, sürüş süreleri hakkında bilgi sağlıyor. Operatörlerin, sürücü kartlarındaki ve takograf belleklerindeki verilere uzaktan erişmeleri mümkün oluyor. Yönetmeliğe uygun araç kullanma ve dinlenme sürelerini gerçek zamanlı olarak izlenebiliyor.

Renault Trucks, Optifleet’in yeni mobil uygulaması ile yakıt tüketimi ve CO2emisyonlarını takip etmek ve azaltma yönünde filoları desteklemek üzere sunduğu çözümleri daha da geliştiriyor. Gerçek zamanlı filo yönetimi sayesinde, operatörler gerekli durumlarda daha hızlı aksiyon alabiliyor, kârlılıklarını ve müşterilerinin memnuniyetini artırabiliyor. Uygulamada Optifleet sayesinde araç başına yılda 5.000 euroya kadar tasarruf sağlanabiliyor.

Optifleet uygulaması şimdi AppStore ve Google Play’den indirilebilir. Uygulamanın kullanımı, Optifleet hizmetinin üyeliğine bağlıdır.

Devamını Oku
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com